Eski Türkçe Sözlük: E-Ö

Eski Türkçe Sözlük - Türk dilinin, öz Türkçe'nin köklerinden, bin yıl önceki halinden, güzel kapsamlı bir kelimeler, sözcükler dizini.

  1. EBİN (Evin) :Tane, öz
  2. EBİNÇ: Refah, huzur
  3. EBİRİ: Erim, erdem, fazilet
  4. EBREK: Dayanıklı, sebatkar
  5. EBREN: 1- Evren, kainat 2- Felek, talih
  6. EBRET: Ayrılım, ihtilaf
  7. EBRÜK: Dayanıklı, sebatkar
  8. ECE: (Eçe)
  9. ECEVİT: 1- Çalışkan ,, aktif 2- haşarı, yaramaz
  10. EÇE: 1- Dahi, çok akıllı, çok zeki 2- Saygıdeğer, görgülü hanım
  11. EÇİNE: Doğru sözlü, sözüne güvenilir
  12. EDE: (Edi, Ata) Atalık, hatırı sayılan, sözü dinlenen kişi
  13. EDERKON: birl. Ede/Kon (Konmaktan can, ruh)
  14. EDGÜ: 1- İyi, güzel, hoş 2- Adil, adaletli 3- Eğitmen, öğretmen
  15. EDGÜDİ: 1- Eğitici, öğretici 2- İyi, ala
  16. EDİ: Eda, ata, saygıdeğer ulu kişi
  17. EDİGE: 1- İyi, iyi kalpli 2- öğretmen
  18. EDİK: Kısa konçlu çizme
  19. EDİL: (İdil,etil, atil) iyilik, güzellik
  20. EDİZ: 1- Kıymet, kıymetli 2- Yüksek, Yükselmiş
  21. EGE: (Eke,Öke)1- Dahi, çok akıllı 2- Egemen, sahip 3- Bakıcı, eğitici
  22. EGEMEN: 1- Hakim, sahip, kendinden başkasını dinlemeyen, buyrukçu 2- bilge kişi, dahi 3- ağa, ağabey
  23. EGİT: Göz değmesi ve nazara karşı göz kenarlarına sürülen bir ot
  24. EĞBER: Eğri, eğrilmiş
  25. EĞİLMEZ: Gururlu, mağrur, dik başlı
  26. EĞİN: Eğirilmiş
  27. EĞİR: 1- Sarış, çeviriş, kuşatma 2- bükme, kıvırma
  28. EĞNEZ: Narin, zayıf, ince
  29. EĞREK: Sık, bol
  30. EĞRİ: Eğik, bükük mecSaygılı, alçak gönüllü
  31. EĞRİM: Pınar, göze, küçük çağlayan
  32. EKE:1- Dahi, çok akıllı 2- Sahip, egemen 3- bakıcı, eğitici
  33. EKEÇ: Cana yakın ve çekici kız
  34. EKELİK: Deha, kıymet
  35. EKİM: 1- Ekin ekme eylemi 2- Yarım, ziraat
  36. EKİN: 1- Mahsul, tarla ürünü 2- tarlaya ekilip olması beklenen her türlü bitki
  37. EKİNCİ: 1-İkinci (erkek, ya da kız) 2- Rençber, çiftçi
  38. EKSÜK: Azlık, yokluk, yoksulluk
  39. EKŞİ: Eksi,eksik, azlık, yokluk
  40. EL: 1- İl, Ülke, Memleket 2- İlgi, bağlantı 3- Barış, Sukunet 4- Kolun, bilekten aşağısı
  41. ELA: (Ala) Renkli alacalı
  42. ELBAN: (İlban) Devletçi, devletine bağlı, sadık
  43. ELBİR: birl. El/Bir mecElbirliği, işbirliği, imece
  44. ELCEK: 1- Ekin biçme aracı 2- Munis, sessiz
  45. ELÇİK: Eldiven
  46. ELÇİ: 1- Devletine bağlı, devletçi 2- Devleti adına aracılık eden, haberci, temsilci
  47. ELÇİM: Demet, tutam
  48. ELÇİN: 1- Demet, bağ, buket 2- Ekin biçerken kullanılan bir alet 3- Devlet görevlisi, devletine bağlı
  49. ELDEK: 1- basiret, kabiliyet, eylem gücü 2- Yedek, elde bulunan
  50. ELDEM: 1-Alışkın, yetişkin 2- Sevimli, cana yakın 3- evcil koyun
  51. ELDÜZ: birl. El/Düz Yurtsever
  52. ELEZ: (Eliz)Arı,duru, temiz, munis, uyumlu Yakut destanlarında bekareti simgeleyen kutsal ruh.(Ulu Tuyun'un kızı)
  53. ELGAY: Yurtsever
  54. ELGİN: 1- Konuk, öncelik verilen kişi 2- Gurbetçi, yurdundan uzak
  55. ELGÖRMÜŞ: Gezgin, seyyah
  56. ELGÜN: Halk, avam, halktan kişi
  57. ELİBOL: Cömert, eli açık, sahi
  58. ELİK: Usta, eli yatkın
  59. ELİŞ: Usta, maharetli
  60. ELİTAŞ: Cimri, eli sıkı
  61. ELİTEZ: Becerikli
  62. ELKATMIŞ: birl. El/Katmış Ülke fethetmiş, algan
  63. ELKİN: 1- konuk 2- Yolcu
  64. ELÖVER: Yurtsever
  65. ELTUTAR: birl. 1- El/Tutar mecYardımsever, hayırşinas 2- Fatih, Algan
  66. ELVEREN: Olgunlaşan, yeterlilik kazanan
  67. EMÇİ: Doktor,eczacı
  68. EMEÇ: Amaç, gaye
  69. EMEK: 1- Gayret, cehd, zahmet 2- Güç, enerji
  70. EMEN: 1-Can, ruh, hayat 2- Ağaç dikmek için açılan çukur 3- meşe ağacı
  71. EMET: Sınır, mesafe
  72. EMGEK: Emek, zahmet, güçlük
  73. EMLEK: Duygulu, merhametli
  74. EMRE: (İmre) Düşkün, aşık, hayallerle yaşayan
  75. EN: (Yen)1- Derinlik, genişlik 2- Av 3-Kıyı 4- Arka
  76. ENÇU: Sükun,huzur,ruh derinliği
  77. ENDEŞ: Eşit, müsavi
  78. ENEÇ: Meyil, meyilli
  79. ENİK: (enük, enek)Genişçe, yayık
  80. ENGİN: 1- Genişlik, derinlik, yayıklık 2- ufuk, ufuk çizgisi
  81. ENİCUK: Hısım, kavim- kardeş
  82. ENİŞ: (Enuş) 1- İniş, yokuşun karşılığı mecRahata ve huzura erme 2- Uçlarda, ekstrem
  83. ENKİŞ: Tecrübeli, deneyimli, olgun
  84. ER: 1- Olgun,olmuş, ergin, yetişkin erkek 2- Asker, çeri
  85. ERÇE: birl. Er/Çe...Erkeğe yakışır biçimde
  86. ERÇİN: Ülkenin idari bölümlerinden her biri (İl, ilçe, kasaba vb.)
  87. ERDEM: ( Ertem) Fazilet, bilgelik, yücelik, hünerlilik
  88. ERDEMÇİ: Erdem sahibi
  89. ERDEMLÜ: Erdem sahibi
  90. ERDEN: Er parçası, erden olma
  91. ERDİN: Ermiş, olgun
  92. EREK: Erişilmek istenen, ülkü, hedef
  93. EREKLİ: (Ereğli) Ereği olan
  94. EREM: Müjde, iyi haber
  95. EREN: 1- Olgun, 2- Hür, bağımsız 3- Din ile bütünleşmiş
  96. ERENTÜZ: birl. Eren/Düz T...Tuva ve Çuvaş Türklerinde, "Terazi Yıldızı"
  97. EREZ: 1- Erişilen, mutlu olunan 2- Cesur, gözü kara, dayanıklı
  98. ERGEN: Olgun, deneyimli
  99. ERGENE: 1- Güçlülük, egemenlik 2- Maden dağı 3- Dağlar arasındaki geçit
  100. ERGENEKON: 1- Maden dağı 2- Dağlar arasındaki yurt
  101. ERGİ: Eriş, olgunluk, deneyim
  102. ERGİL: 1- Bilgili, deneyimli, yetişkin 2- Savaşçı, cengaver
  103. ERGİN: 1- Ermiş, olgun, irfan sahibi 2- Savaşçı, cengaver
  104. ERGUN: 1- Yumuşak huylu kişi 2- Hızlı koşan at 3- Argun
  105. ERİK: Ermiş, olgun, bilge, filozof, becerikli
  106. ERİKEN: Ermiş, olgun, bilge
  107. ERİM: 1- Müjde, iyi haber 2- Felsefe, derin bilgi 3- Vade, zaman
  108. ERİNCİK: Mahçup, utangaç
  109. ERİNÇ: 1- Olacak, olması gereken, kaçınılmaz sonuç 2- Nimet, bolluk
  110. ERİŞ: Gaye, erişilmesi istenen
  111. ERİŞEK: Ülkü, gaye
  112. ERİŞEN: Ulaşan, vasıl olan
  113. ERİŞKİN: Olgun, kamil, ermiş
  114. ERK: 1- Güç, kudret 2- İktidar, erklik, hükümranlık 3- Bağımsızlık,egemenlik
  115. ERKE: 1- Egemen, güç 2- İşve, naz, cilve 3- Çekicilik, çekiciliği kullanma istek ve yeteneği Türk mitolojisinde, Ülgen'in dokuz kızından biri ve namusu simgeleyen kutsal ruh
  116. ERKELİ: Egemen
  117. ERKEM: Nazlım, işvelim, edalım
  118. ERKİ: 1- Güçlü, egemen, erke 2- Atik, çevik
  119. ERKİN: 1- Bağımsız, otorite tanımaz 2- Başına bıuruk, kendi bildiğini okuyan 3- Sürekli, süreklilik
  120. ERKİNDİK: Erkinlik, bağımsızlık, hürriyet
  121. ERKLİG: Egemen, kuvvetli, şevkatli
  122. ERKMEN: 1- Bağımsız, başına buyruk 2- Bekar, evlenmemiş
  123. ERLİK HAN: birl. Erlik/Han Şamanist gelenekte "Cezalandırmayı simgeleyen kutlu ruh"
  124. ERMAN: 1- Erdemli, güç, mert 2- Kutsal, mukaddes
  125. ERMİŞ: Olgun, müdrik
  126. ERNEK: Küçük parmak, serçe parmağı
  127. ERSE: Ermesi, olgunlaşması istenen
  128. ERSİN: 1- Uzun ömürlülük dileği 2- Olgunluk, bilgelik dileği
  129. ERSÜ: Fazla, çok fazlalık
  130. ERTE: 1- Seher, şafak 2- Yarın, gelecek, sonraki, halef
  131. ERTEGİ: Destan, lejant
  132. ERTEN: Tan, şafak
  133. ERTİK: Meslek, sanat
  134. ERTİM: Olgun, erişkin, bilge
  135. ERTİN: 1- Mahsun, hüzünlü 2- Kendine yeten
  136. ERTİNGÜ: 1- Olağanüstü, fevkalade 2- Efsane, mit
  137. ERZENE: Doruk, zirve, en üst
  138. ERZİ: Veli, vasi, yönetici
  139. ERZİK: 1- Asıl, ana, temel 2- Soylu ve yiğit
  140. ESBOL: birl. Es/Bol ...Çok zeki, çok akıllı (Usu-bol)
  141. ESE: 1- Mutluluk, sağlık 2- Yel, esinti
  142. ESELİK: Selam, selamet
  143. ESEN: 1- Sağlık, selamet 2- Yel, yumuşak yel
  144. ESENLÜ: Esenli, sağlıklı
  145. ESER: Esinti, yel
  146. ESİ: Yel, esinti
  147. ESİM: Esinti
  148. ESİN: 1- Esinti, yel 2- soluk, sağlık, nefes 3- İlham
  149. ESİNTİ: Yel, hafif yel
  150. ESİRGEN: 1- Arkadaş, dost, yaren 2- korunan, yakınlık duyulan
  151. ESİRGENÇ: Nazlı, nazenin
  152. ESİRKİŞ: Merhamet, acıma duygusu
  153. ESKİN: Yel, yel alan
  154. ESLEK: 1- Yumuşak başlı, uysal 2- Selam, selamet
  155. ESNEK: Uzayan, genişleyen, esen
  156. ESRİGÜN: birl. Esri/Gün...fırtına
  157. ESRİK: Mecnun, kendinden geçmiş
  158. ESRİMİŞ: Kendinden geçmiş
  159. ESTELİK: Yadigar, hatıra
  160. ESTİ: Yel, esinti
  161. EŞİM: Çalışkan, becerikli
  162. EŞİNGEN: 1- Çalışkan 2- Eşit, müsavi
  163. EŞİTGEN: İşitken, işiten, dikkatli
  164. EŞKİN: 1- Hızlı, atik 2- Dayanıklı, metin 3- Rüzgarlı bölge, rüzgar alan bölge
  165. EŞLİK: Dost, yaren, refik
  166. ETGÜ: 1- İyi, iyilik 2- Etki, şiddet
  167. ETİGE: Öğretmen, mürebbiye
  168. ETİL: İtil- idil
  169. ETİNGÜ: Olağanüstü, fevkalade
  170. ETİZ: Yüksek, ulu
  171. EVCİL: Evine bağlı, evcimen
  172. EVCİM: 1- Evcimen, evcil 2- İşgüzar, hamarat
  173. EVCİMEN: Evine bağlı
  174. EVCİMİK: Ekonomist, muktesit
  175. EVDEŞ: Hanım, erkeğin eşi
  176. EVGİ: İvedi, acele
  177. EVGİN: 1- Aceleci, telaşlı 2- Evcil, evine bağlı
  178. EVİN: Cevher, öz, nüve
  179. EVİRGEN: 1- Tedbir, tedbirli 2- Dönüşüm, çevirim
  180. EVREN: 1- Kainat 2- Ejderha, canavar 3- Baht, talih
  181. EVRENSEL: Evreni kaplayan, evreni içine alan
  182. EYGİ: İyi, salih, temiz
  183. EYGİŞ: İyi kişi, iyi insan
  184. EYGÜ: İyi, iyice
  185. EYİN: Vücut
  186. EYİNÇ: Refah, mutluluk
  187. EYLEM: 1- İş, iş görme, çalışma 2- Etkileyici davranış 3- Durdurma, önünü kesme
  188. EYLETMEZ: Amansız, aman vermez
  189. EYLETÜR: İyilik sahibi, cömert
  190. EYLİK: İyilik, yardım, iane
  191. EYMEN : 1- Alçak gönüllü, mütevazı 2- Yardımsever, hayırşinas
  192. EYMÜR: (Eymir) İyilik sahibi, hayırşinas
  193. EYTEMİŞ: Güzel konuşan, tatlı dilli, hatip
  194. EYÜGE: İyi,iyice
  195. EZDİ: Ezen, ezici, baskıcı
  196. EZGİ: 1- İyi, iyilik, 2- Uyum, ahenk 3- Acı, üzüntü 4- Name, hoş sada
  197. EZGİN: Ezik, ezilmiş, acı çekmiş, mahzun
  198. EZİLGEN: Mazlum, zulüm görmüş
  199. EZİM: 1- Belirti, iz 2- Zorunluluk, mecburiyet
  200. EZİNÇ: 1- Belirti, iz 2- Ezginlik, mahzunluk
  201. GALI:Kalın, Hediye, bağış, çehiz
  202. GALIN: Hediye, çehiz
  203. GAMAĞ: Bütünlük, bütün, tüm
  204. GARA: Kara
  205. GARACU: Sivil, resmi olmayan
  206. GARGILI: Kargılı, mızraklı
  207. GASPAK: Süslü, müzeyyen
  208. GAYIR: (Kayır) 1- Taraf, destek, kayırma 2- Lütuf, ihsan, hediye
  209. GAYURMUŞ: Kayırmış
  210. GAZAN: (Kazan) 1- Kazanma, kazanç, üstünlük 2- Kızgın, kızgınlı celallenmek
  211. GEÇE: Geçmiş, mazi, geçen
  212. GEÇEK: Geçit, köprü
  213. GEÇER: Geçeli, caiz
  214. GEÇGEL: Makbul, nafız
  215. GEÇGİL: Geçerli, makbul
  216. GEÇGİN: Geçmiş, kendinden geçmiş, feda etmiş
  217. GEÇİM: 1- Yaşam, dirlik 2- Anlaşma, uyuşma 3- rısk, yiyecek, nafaka
  218. GEÇİMLÜ: Munis, yumuşak huylu
  219. GEÇİMLÜK: Geçinmek için gerekli olan
  220. GEDEK: 1- Görev, vazife 2- Oyuk, kırılıp, yıkılarak açılan yol
  221. GEDİZ: Su birikintisi, gölet
  222. GEGEZ: Mümkün, uyumlu
  223. GEĞİN: Set, şiddetli
  224. GELBERİ: Ocaklardan,ateş çekmek için kullanılan ucu eğri demir çubuk
  225. GELDEÇ: Gelecek, ati, istikbal
  226. GELEK: (Gelik) halef, sonraki
  227. GELGEÇ: Geçici, kalıcı olmayan
  228. GELGEL: Çekim, cazibe
  229. GELDİ: Gelecek, istikbal
  230. GELİN: Gelen, dışarıdan içeriye gelen
  231. GELİNCİK: Kır çiçeği
  232. GELİK: Halef, sonraki
  233. GELİKLİ: Halef
  234. GENCE: (Gençek, genç) Taze, yavru, genişleyen, gelişen
  235. GENEŞ: Müşavere, meşveret
  236. GENGŞİ: Cengşi, mucize
  237. GENİŞ: Yaygın, enli, engin
  238. GENSU: birl. Gen/Su Deniz, büyük göl
  239. GER: 1- Söz verme, ant içme, bağlama, anlaşma, birleşme 2- Vahşi hayvan yavrusu 3- Dev, devasa
  240. GERAY: birl. Ger/Ay Uygun, münasip, layık
  241. GERAYHAN: birl. Geray/Han Kırım hanlığının kurucusu ve ilk hanıDaha sonra gelen hanlar bu adı, birer unvan olarak kullanmışlardır.
  242. GEREZ: Dilber
  243. GERGÖZ: 1- Zabit, zabıta 2- Geyik gözü
  244. GERİM: 1- Yön, cihet 2- Hicap, utangaçlık
  245. GEYİK: (Geyük) Yabani, vahşi, yabancıl
  246. GEZ: 1- Nişan, işaret 2- Giz, sır
  247. GEZGİN: Seyyah
  248. GEZGİNSU: birl. Gezgin/Su ...Irmak
  249. GEZLER: Nişancı, iyi atıcı
  250. GIYIN: Gamze, çukur
  251. GİCİK: Taze, hoş, sevimli
  252. GİDİK: Uç, kenar, sınır, limit
  253. GİRAY: Uygun, layık
  254. GİRGİN: Girişken, müteşebbis, cana yakın
  255. GİRİK: Girişken, müteşebbis
  256. GİRİŞKEN: Girgin
  257. GILAV: Teşvik, destek
  258. GILIG: (Kılık) Huy, yaradılış, tabiat
  259. GIRGIÇ: Çalışkan, aktif, faal
  260. GİRÇEK: 1- Gerçek, hakikat 2- Bağlı, sadakatli
  261. GİRTİNE: İman, inanç
  262. GİZ: Sır, Gizlilik
  263. GİZEM: Sır, esrar
  264. GİZLENÇ: Hazine, define
  265. GONÇA: Bahşiş, hediye
  266. GORAL: Kısmet, nasip
  267. GİCİK: Minyon, sevimli
  268. GÖCEK: Taze, hoş, güzel
  269. GÖÇELGE: Konup göçülen yer
  270. GÖÇER: Göçmen
  271. GÖÇMEN: Muhacır
  272. GÖÇÜNCÜ: (Göçküncü) Geçici, fani
  273. GÖĞEN: Gök rengi, maviye çalan, mavileşmiş
  274. GÖĞKUTLUĞ: birl. Gök/Kutlu
  275. GÖĞNÜK: 1- Yanmış, kavrulmuş 2- Mavi, maviye kaçan
  276. GÖK: 1- Tanrı, Tanrıdan..Tanrısal, kutsal 2- Mavi ,Gök rengi 3- Yer üstü, gökyüzü 4- Ezel-ebet, başsızlık ve sonsuzluk 5- Güzellik, göz alıcılık, üstünlük
  277. GÖKBEN: 1- Tanrıdan gelen, gök parçası 2- Masmavi
  278. GÖKBÖRİ: birl. Gök/Böri Tanrısal kurt..(Bozkurt)
  279. GÖKBÖRİ: birl. Gök/Böri (..Bazı kaynaklarda "Bozkurt" olarak da geçer.)
  280. GÖKÇE: Güzel, zarif, çekici, gözalıcı
  281. GÖKÇEK: Gökçe, çekici, güzel
  282. GÖKÇEL: Mavimsi, maviye çalan
  283. GÖKÇELİ: Güzel, Yakışıklı
  284. GÖKÇEN: Gökçe, güzel, alımlı, dilber
  285. GÖKÇİL: 1- Gökten gelen, göksel 2- Mavi, maviye çalan
  286. GÖKÇİN: Mavi
  287. GÖKLEN: Ulu, mübarek
  288. GÖKMEN: Tanrısal, Tanrıdan gelen
  289. GÖKTÜRK: birl. Gök/Türk Tanrıdan kut almışKutsanmış Türk...(Tanrısal Türk, Tanrı tarafından gökte yaratılıp, yeryüzüne yollanan Türk)
  290. GÖL: Göl, deniz mecUluluk, geniş gönüllülük
  291. GÖLEĞEZ: birl. Göl kenarında yetişen bir su çiçeği
  292. GÖLET: Küçük göl, gölcük, yapay göl
  293. GÖMEÇ: Kuyuda (Toprak fırında pişirilen ekmek)
  294. GÖMEK: Kömek, yardım, inayet
  295. GÖMÜÇ: Hazine, define, mücevher
  296. GÖNDEM: İtaatkar, muti, sadık
  297. GÖNDER: Mızrak, direk
  298. GÖNE: Onur, iftihar
  299. GÖNEN: 1- Feyz 2- Onur, iftihar 3- Bolluk, bereket
  300. GÖNENÇ: Açık, talih, mutluluk, iftihar
  301. GÖNÜL: 1- Can, ruh, duygu merkezi 2- Kalb, vücudun kan pompası
  302. GÖNÜLDAŞ: Gönül birlikteliği, aynı inanç, duygu ve düşünceleri paylaşıp savunan bireylerin her biri
  303. GÖRCEĞİZ: Ufuk çizgisi
  304. GÖRÇEK: Ufuk, ufuk çizgisi
  305. GÖRÇÜM: Geçici, fani
  306. GÖREGEN: Görgülü, görüp geçirmiş, deneyimli
  307. GÖREK: Görüntü, peyzaj, manzara
  308. GÖREZ: Meltem, hafif yel
  309. GÖRGÜ: Terbiye, muaşeret
  310. GÖRGÜÇ: Dürbün
  311. GÖRGÜLÜ: Terbiyeli
  312. GÖRGÜN: Görgülü, deneyimli
  313. GÖRK: İhtişam, olağanüstü güzellik ve çekicilik, ihtişam, debdebe
  314. GÖRKEM: İhtişam, debdebe, heybet, olağanüstülük
  315. GÖRKEN: Hürmetli, Hürmete layık
  316. GÖRKLÜCE: İhtişamlı, heybetli, yakışıklı, güzel
  317. GÖRKLÜĞ: Çok güzel, çekici, ihtişamlı
  318. GÖRÜMCÜK: Görülmesi, ilgilenilmesi gerekli olan
  319. GÖRÜK: Gözetleyici, casus
  320. GÖRÜN: Görüntü, Açıklık, netlik
  321. GÖRÜNDÜK: Aşikar, gizlisiz, saklısız
  322. GÖVEL: Gök rengini almış, göğe ermiş
  323. GÖVERİ: Yeşermiş, gururlu
  324. GÖVEZ: Mağrur, gururlu
  325. GÖY: Taze, genç
  326. GÖYMEN: Yanık, yanık tenli
  327. GÖYNÜK: Yanık, kavrulmuş
  328. GÖZ KAMAN: birl. Göz/Kaman Gözde, seçkin, göz kamaştırıcı
  329. GÖZAL: Göz alıcı, farklı, seçkin, el üstünde
  330. GÖZBAY: birl. Göz/Bay Sihirbaz
  331. GÖZBAYCI: Sihirbaz, illüzyonist
  332. GÖZDE: Beğenilen, göze girmiş, el üstünde tutulan, emsallerinden daha üstte bulunan
  333. GÖZE: (Gözek, Köze) Kaynak suyu, menbaa
  334. GÖZEBE: Tahmin, beklenti
  335. GÖZEGER: Çekici, cazibeli
  336. GÖZEGÜ: Gözde, çekici
  337. GÖZEĞEN: Ufuk, ufuk çizgisi
  338. GÖZEĞİR: birl. Göz/Eğir Çekici, cazip, göze hoş gelen
  339. GÖZEK: Göze
  340. GÖZEN: Cazibeli, çekici, göze hoş gelen
  341. GÖZERİ: Dürbün
  342. GÖZGEÇ: Ayna
  343. GÖZGÖR: Ayna
  344. GÖZGÜ: Ayna
  345. GUNA: Kına
  346. GONCUK: (Göncük) Kısa gün, kış günü
  347. GUR: (Gür,Kür) 1- Şiddet, kızgınlık, öfke 2- Ateş, ateşlilik
  348. GURSAÇTI: birl. Gur/Saçtı (Kızgın, celalli, hiddet ve öfke saçan)
  349. GUVA: Geyik
  350. GUYUK: Canavar, ejderha, vahşi ve yırtıcı hayvan
  351. GUYULDAR: Uyumlu, ahenkli, geçimli
  352. GUZ: 1- Güzel, çekici, yakışıklı 2- Oğuz
  353. GÜCENİR: Alıngan, mahçup
  354. GÜCENMİŞ: Alıngan
  355. GÜÇ: (Güçü, küç, küçlük) Enerji, kuvvet
  356. GÜÇEYÜ: Çok güçlü, yenilmez
  357. GÜÇLÜK: Güç, zorluk, meşakkat
  358. GÜDEK: Güdülenme, motivasyon
  359. GÜDER: Murat, emel, beklenti
  360. GÜDÜL: 1- Saç üzerinde pişirilmiş mısır ekmeği 2- Kısa, kalın 3- Gözü pek
  361. GÜDÜR: Hayal, kurgu
  362. GÜLEÇ: Güler yüzlü, mütebessim
  363. GÜLEGEN: Güler yüzlü, mütebessim
  364. GÜLEK: 1- Handan, mütebessim 2- Gölcük, küçük göl
  365. GÜLEN: Mutlu, mütebessim
  366. GÜLER: Mütebessim, güler yüzlü mecTalihi açık
  367. GÜLESİN: Mutlu, sıkıntısız, tasasız olma dileği
  368. GÜLGÜN: Gülen, mütebessim
  369. GÜLSÜN: Mutlu, sıkıntısız olma dileği
  370. GÜLÜK: Gülen, mütebessim
  371. GÜLÜMSER: Mütebessim, sevimli
  372. GÜMÜL: Demet, buket, deste
  373. GÜMÜŞ: Gümüş madeni
  374. GÜN: Güneş, gündüz, afitap
  375. GÜNANA: birl. Gün/Ana Sogay Türklerinde eski dönem, Güneşte ki kutlu kadın ruh.
  376. GÜNÇE: Güneşlik, şemsiye
  377. GÜNÇEK: Güneşlik
  378. GÜNÇÜ: 1- Güneşe benzeyen, güneş gibi 2- Güneşi seven
  379. GÜNDAŞ: Gün/Daş ..Aynı güneşi paylaşan, gün ortağı
  380. GÜNDEM: Ağır başlı, mülayim
  381. GÜNDEN: El üstünde tutulan, revaçta..
  382. GÜNDER: birl. Gün/Der (..Derlemekten..)
  383. GÜNDÖNDÜ: birl. Gün/Döndü bir çiçek türü
  384. GÜNDÜ: Gündüz, gün ortası
  385. GÜNDÜZ: Gün içi, gün ortası, güneşli gün
  386. GÜNEŞ: Güneş
  387. GÜNEY: (Küney) Güneşe bakan, güneş gören
  388. GÜNGEN: Takvim, vakit
  389. GÜNGÖR: birl. Gün/Gör "mecBahtı açık olsun, mutlu olsun"
  390. GÜNGÖRMÜŞ: birl. Gün/Görmüş "mecDeneyimli, dolu yaşamış
  391. GÜNLÜK: Güneşlik, şemsiye
  392. GÜNTÜLÜ: birl. Gün/Tülü (...Gündüz düşü)
  393. GÜNÜÇ: Nafaka, günlük
  394. GÜNYELİ: birl. Gün/Yeli ..doğudan gelen yel, doğu rüzgarı
  395. GÜR: (Kür) 1- Sağlam, sıkı 2- Sık, yoğun 3- Yiğit, korkusuz
  396. GÜRBOĞA: (Kürboğa) birlGür/Boğa Türkistan'ın Araplarca işgal edildiği dönemlerde, özellikle o sıralarda Genel vali olan, " İbni-kuteybe" adlı çapulcuya karşı, kahramanca direnen ve her defasında Yeni direnişler örgütleyerek, Türkleri işgallere karşı uyanık ve diri tutmaya çalışan bir Türk beyi
  397. GÜRBÜZ: Sağlıklı, kuvvetli, dayanıklı
  398. GÜRE: Güç, enerji
  399. GÜRELİ: 1- Enerjik, çalışkan 2- Haz, doyum
  400. GÜRGEN: Bir ağaç türü
  401. GÜRÜZ: (Gürz) Topuz
  402. GÜVEN: İtimat
  403. GÜVENÇ: Güvence, garanti
  404. GÜYÜK: Canavar, vahşi hayvan
  405. GÜZ: Sonbahar
  406. GÜZEL: (Gözel) Yakşı, alımlı, çekici, göze hoş gelen
  407. GÜZEY: 1- Taze, körpe, yeni 2-Destek, fırsat 3- Sonbahar 4- Kuzey yönü
  408. GÜZİN: (Güzün) Güz vakti, güz vaktinde doğan
  409. GÜZLEK: Güz döneminde kalınan yer Türkçe'de h harfi yokturAncak zamanla "K" harfi ile başlıyan bazı kelimeler H harfi ile başlamıştır.
  410. HAN:1- Devlet başkanı 2- Kağana bağlı, özerk devlet başkanı 3- beylik başkanı, yönetici
  411. HANIM: 1- Han'ın dişisi 2- Soylu kadın 3- Han'ın evdeşi (Hatun) 4- Türk töresinde, kadınlara olan saygıyı ifade eden genel bir sıfat
  412. HANLI: Yurttaş, Bir Han'a bağlı kişi, Bağımsız bir devletin mensubu
  413. HATUN: (Katun) 1- Kağan'ın evdeşi, kraliçe 2- Saygı duyulan, görgülü hanım Türkçe'deki, kadın sözcüğü buradan gelir.
  414. HOMAR: (Humar) Yakışıklı, çekici, güzel, süslü, fiyakalı
  415. HUN: (Kul) Koyun, koyunlu
  416. HUŞ: Bir çam ağacı türü
  417. IDAÇU: Muhafız, koruma
  418. IDUĞ: (Iduk) Kutsal, tanrısal
  419. IĞAÇ: 1- Ağaç, ağaçlıklı bölge 2- Fersah
  420. IĞAR: Kıymetli, ağır
  421. IĞDIR: 1- İyi, hoş, hoşluk 2- Yetkin, ehil
  422. IĞIRCIK: Fecir
  423. ILAÇIN: Laçin, şahin kuşu
  424. ILANKU: 1- Kıvrak, atletik 2- Ulu, Ululanmış, yüce
  425. ILDIR: 1- Ürküt, ürkütücü 2- Berk, sert
  426. ILDIRIM: Yıldırım, berk
  427. ILDUZ: Yıldız, necm
  428. ILGAR: 1- Gayret, cehd 2- Atın, dört nala gitmesi hali
  429. ILGAT: Kapalı, müphem, belirsiz
  430. ILGIM: Serap
  431. ILGIN: Hoş kokulu bir bitki
  432. ILGIT: Ilık, tatlı, sakince, yumuşakça
  433. ILICA: 1- Ilımlı, ılık, ılıkça 2- Yunak, hamam
  434. ILIK: Soğukla sıcak arası
  435. ILIMAN: 1- Ilık, ılık hava 2- Uyumlu, sakin, mutedil
  436. ILKI: 1- At yavrusu 2- At sürüsü
  437. ILKICI: At çobanı
  438. IMIRGI: Taze, körpe
  439. IMRAĞ: (Imrak, İmre, Emre) Aşık, şayeste, geçkin
  440. INAÇ: Yar, canan
  441. INAK: 1- Han ve Kağanlara yakın olan kişi "Hasbey" 2- Gamsız 3- Canan, yar
  442. IRAZ: (Irıs, uraz) 1- Baht, talih, mutluluk 2- Cesaret, gözü pek olma
  443. IRGA: Talihli, şans, şanslı
  444. IRIM: 1- Büyü, efsun 2- İçinden su akan toprak, arazi
  445. IRLAYU: Irlayan, yırlayan, akarak uzaklaşan, ırmak
  446. IRMAK: Akarsu
  447. ISIK: (Issıg-Issık) Isı, sıcaklık, hararet
  448. ISIYEL: birl. Isı/Yel...meltem
  449. ISRIK: Okşayıcı, sarıcı, ısıtıcı
  450. ISSIK: Isık, ısı
  451. ISSIZ: Soğuk, tenha, cansız, kimsesiz
  452. ISTIK: Sıcak, ılıman
  453. IŞBARA: 1- Çalışkan, hamarat 2- birlIsı/Bora
  454. IŞIK: Aydınlık, nur
  455. IŞIL: Yarul, nur, ziya, ışık parıltısı
  456. IŞILTI: Işık parçası
  457. IŞIN: Güneş parıltısı, ışık parıltısı, yansısı
  458. IYIŞ: Armağan, hediye, ihsan
  459. İBAR: Parfüm, koku, misk
  460. İÇ: 1- Öz, görünmeyen yan, bir nesnenin öz yapısı 2- İçerde kalan kısım, iç kısım
  461. İÇBUYRUK: birl. İç/Buyruk Saraylardaki iç hizmetle görevli kişi
  462. İÇEN: (İçin) İçli, duygusal
  463. İÇER: İçeride, kapalı, mahfuz
  464. İÇERGE: (İçergu) İçten, samimi
  465. İÇGE: İçeri, içerde, dahili
  466. İÇGELİK: birl. İç/Gelik ..İçten gelen, doğal davranış, samimiyet
  467. İÇGER: İçe alan, içe bağlayan, tabi kılan
  468. İÇGİN: İçli, içten, samimi
  469. İÇİGEN: 1- İç geçiren, içli 2- Sabırsız, aceleci
  470. İÇİK: 1- İçli, duygulu 2- İçerde, dahilde, devlete tabi
  471. İÇİM: 1- Duygu, hassasiyet 2- Yudum, yudumluk
  472. İÇİNGİR: İçli, hassas
  473. İÇİT: İçilecek nitelikte, içimi güzel
  474. İÇKUR: Savaş meydanı
  475. İÇLEK: İçli, narin, hassas
  476. İÇLİ(K): Duygulu, hassas
  477. İÇTEN: Samimi,açık, dürüst
  478. İÇTENLÜK: Samimiyet
  479. İDE: (Ede, İdi) Ululuk, nüfuz, kudret
  480. İDEGE: Ulu, nüfuz sahibi, edici, yapıcı
  481. İDEGER: Eder, yapar
  482. İDEKLİ: Yapıcı, edici, güçlü
  483. İDER: 1- İzci, takipçi 2- Yapan, yapıcı, edici
  484. İDGÜ: 1- İyi, güzel 2- Tanrısal, mübarek
  485. İDİ: (İdik) 1- Tanrı, rab, sahip, efendi 2- Tanrısal, Tanrıdan gelen, mübarek, kutlu
  486. İDİKUT: birl. İdi/Kut...Kut sahibi, Tanrıdan gelen, Tanrıya yakın, Tanrıya benzer, Tanrı tarafından görevlendirilmiş vbanlamları içeren ve Uygur kağanlarının büyük çoğunluğunun kullandığı bir unvan
  487. İDUK: İdi, Tanrısal, mübarek
  488. İGAN: Yıkan, yıkıcı, deviren
  489. İGİT: 1- Yiğit 2- Bakıcı, eğitici
  490. İĞDİ: (İğdir) Yetkin, ehil, iyice
  491. İĞREK: Saf, temiz, duru, arı
  492. İĞSEN: Kayıtsız, ilgisiz
  493. İĞSİZ: Salim, selametli
  494. İKİNÇ: İkinci
  495. İKİZER: İkizlerden her biri, benzer
  496. İKŞİT: Yürekli, bagatur
  497. İL: 1- Doğuş, oluş, oluşum 2- Bitişme, bütünleşme, doku 3- Devlet 4- Yurt, yer, konak, memleket,diyar 5- Halk, ahali, insan topluluğu 6- Barış, sulh
  498. İLAÇAN: birl. İl/Açan ..İl almış, fatih, algan
  499. İLAÇİN: Laçin, şahin
  500. İLBAY: birl. İl/Bay .Vali, bakan, beylerbeyi
  501. İLBEY: birl. İl/Bey Osmanlılar döneminde asker toplayıp, onların eğitim ve lojistiğini sağlayan kişilere verilen bir unvan
  502. İLBİ: Büyü, sihir
  503. İLBİLGE: birl. İl/Bilge ( Devlet yönetiminde bulunmuş ve devlet tecrübesi olan)
  504. İLBİLİG: 1- Devlet bilgisi ve deneyimi 2- Devlet arşivi
  505. İLBİLMİŞ: birl. İl/Bilmiş Yurtsever, yurduna bağlı
  506. İLÇİ: Devlete hizmet eden, devletin hizmetinde olan
  507. İLÇİN: Devlet görevlisi, devlete iş gören
  508. İLDAŞ: Yurttaş, hemşehri
  509. İLDEM: Pişman, nadim
  510. İLER: Oluşum, bitişim
  511. İLEY: Civar, etraf
  512. İLGEN: Kanıt, delil, ispat
  513. İLGERÜ: 1- İleri, ileride 2- Doğu, doğudan 3- Bolluk, refah
  514. İLGEZDİ: birl. İl/Gezdi, Gezgin, seyyah
  515. İLGEZER: birl. İl/Gezer, Gezgin
  516. İLGİ: Bağlantı, bitişim, alaka, özen
  517. İLGİK: Barışsever, barışçı
  518. İLGİNÇ: İlgi çeken, ilgi duyulan,enteresan, sıra dışı
  519. İLGİR: Barışçı, barışsever
  520. İLGÖRMÜŞ: birl. İl/Görmüş, Gezgin
  521. İLGÜ: Amaç, hedef
  522. İLGÜY: Nazlı, nazenin
  523. İLHAN: birl. İl/Han...Bölge Hanı, Kağanlığa bağlı özerk han
  524. İLİDİ: Yarar, fayda
  525. İLİG(ğ): 1- Ünlü, tanınmış, meşhur 2- İlk, birinci, başlangıç, ortaya çıkış
  526. İLİK: İlk, birinci, önce
  527. İLİNGİ: Devletine bağlı, devletinin hizmetçisi
  528. İLİŞ: Bitişik, yakın
  529. İLK: Başlangıç, doğuş, çıkış, öncelik
  530. İLKE: (Ülke) Kurucu, yapıştırıcı, oluşturucu..(Günümüz Türkçe'sinde,"prensip, düstur" anlamında)
  531. İLKİ: ilk, ilkin, birinci
  532. İLKİN: Birinci, öncelikli
  533. İLKUŞ: birl. İl/Kuş Kartal türü bir avcı kuş
  534. İLLİ: Bağımsız, özgür, devleti olan
  535. İLMEN: Devletç devletine sadık
  536. İLSİRET: birl. İl/Siret ..Düşmanın devletini yıkıp, esir eden, devletsiz bırakan
  537. İLTEMİŞ: birl. İl/Demiş ..Yurtsever
  538. İLTER: Yurt koruyucusu, yurduna sahip çıkan, yurtsever, yurdunu toparlayan
  539. İLTERİM: birl. İl/Terim
  540. İLTERİŞ: birl. İl/Teriş, Yurdunu ve budunu derleyip, toparlayan, bir aya getiren ve yücelten
  541. İLTÖRE: birl. İl/Töre, ..Devlet geleneği
  542. İLTUTMUŞ: birl. İl/Tutmuş, Algan, fatih
  543. İLUN: 1- Ulu,yüce 2- Soylu 3- Genç, cıvan
  544. İLYIĞDI: birl. İl/Yığdı, Algan, fatih
  545. İME: Em, çare, derman
  546. İMEÇE: birl. iktelik, emek ortaklığı
  547. İMEN: 1- Emen, can, ruh 2- Kayın ağacı
  548. İMER: Hayırsever, iyilik sahibi
  549. İMGE: 1- İyi, yararlı 2- İz, belirti 3- Tasavvur, zihinsel sembol
  550. İMİŞÇİ TUNGATAR: birl. İmişçi/Tunga/Tar..Kaplanlarla dövüşen cesur kişi
  551. İMRAG (imrağ-İmrak): Aşık, derviş, dost
  552. İMRE (Emre-İmrağ): 1- Ağabey,ağa 2- Beylerbeyi 3- Aşık, derviş, dost
  553. İMREN: İmrenmekten...imrenilen, iç geçirten
  554. İNAK: 1- Kardeş, kardeş çocuğu 2- Han ve beylerin en güvenilir adamı ve yardımcısı
  555. İNAL: 1- Soylu, Kağan yada Hanların ana tarafından akraba 2- Anası Kağan yada Han soyundan olup babası kara budundan, halktan olan kişi 3- Avrupa'daki, kont, baron vbunvanların Türkçe'deki karşılığı 4- Emin ve güvenilir kişi
  556. İNALÇIK: Küçük İnal T...1- Uygur kağanlığı dönemi bey ve komutanlarından 2- Haverezmler devleti bey ve
  557. İNAN: İman, inanç 2- Kural, akide 3- Emniyet, güvenlik
  558. İNANGU: İnanılan, güvenilen, mutemet
  559. İNANIR: İmanlı, inançlı
  560. İNCE: Hafif, yeğni, nazik
  561. İNCESEN: Huzur ve güvenlik, sükunet
  562. İNCİ: (Yinçi, yinçgü) 1- işve, naz,eda 2- Sessizlik, ıssızlık 3- İstiridye türü deniz kabuklusundan çıkan tane, takı
  563. İNÇGÜ: İnce, narin
  564. İNER: İnmek...den mecAlçak gönüllü, mütevazı
  565. İNERBaş: birl. İner/Baş mecAlçak gönüllü
  566. İNİ: Kardeş, karındaş,kayın birader
  567. İNİSİ: Küçük erkek kardeşi
  568. İPAR: Parfüm, misk
  569. İPEK: (Yipek) İpek böceğinin ipeği (İp...kökünden)
  570. İRÇİ: 1- Yırcı, halk ozanı 2- İr.ik, iricik 3- Yirçi, yerci, toprak sahibi
  571. İRÇİK: 1- İricik 2- Er, küçük er
  572. İREN: 1- Sert, katı2- Araç, vasıta 3- Ürek, yürek
  573. İRENÇİN: 1- Bağımsız, başına buyruk 2- Güçlü, dayanıklı
  574. İRGE: 1- Yırlama, söyleme, okuma 2- Ergin, olgun
  575. İRGİN: (İrge) Uygurlar ve Karluklar dönemi memuriyet unvanlarından
  576. İRİK: Sert, katı, iri
  577. İRİM: Müjde, iyi haber
  578. İRİS: 1- Kurtuluş, hürriyet 2- Iras, ıraz Türk mitolojisindeki kutlu kadın ruh adlarından "kötü ruhları kovup, tamuya gönderen''
  579. İRKİL: 1- Ululuk, heybet, cesaret 2- Aksakal,kam, baksı
  580. İRKİN: Olgun, bilge, ulu
  581. İRKİT: Ürküt, ürkütücü, heybetli
  582. İRKLİ: 1- Güçlü, muktedir 2- Yüksek dereceli memur
  583. İRNEK: (Emek) Serçe parmak
  584. İRŞİ: Peri, peri kızı
  585. İRTEGÜN: birl. Erte/Gün Sabah
  586. İRTEM: 1- Erdem, fazilet 2- Marifet, hüner
  587. İRTİŞ: Hüner, hünerlilik
  588. İRTÜK: Değer, kıymet
  589. İSEN: 1- Esen, yel, rüzgar 2- Doğa, tabiat 3- Açık, net, sahih
  590. İSTEK: İsteyiş, arzu
  591. İSTEM: İrade, dileme erki
  592. İSTEMİ: İstem, irade, dileme ve buyurma erki
  593. İŞBARA: (iş, devinme, davranma) Bara /Var, varlık) birlİş/Bara
  594. İŞÇEN: İşgüzar, hamarat
  595. İŞGÜN: (İçgün) Kızıl yapraklı bir yayla çiçeği
  596. İŞİM: (İçim) İçtenlik, samimiyet
  597. İŞİTGEN: İşitici, dinleyici,öğüt dinleyen
  598. İŞLEK: 1- İdmanlı, eğitimli 2- İşgüzar, çalışkan
  599. İTBARAK: birl. İt/Barak (Barık, baraka) Türk mitolojisinde adı geçen köpek
  600. İTGÜÇİ: İteleyen, itici, yapıcı, destekçi
  601. İTİK: Yetik, yetkin, uzman
  602. İTİMGEN: İteleyen, itici, destekçi
  603. İTMAÇ: Alet, edevat, takım
  604. İTMİŞ: (Etmiş) Yapıcı, uzman, uzmanlaşmış
  605. İVECEN: Aceleci, telaşlı
  606. İVGİN: (Evgin) Ateşli, sabırsız, telaşlı
  607. İYBA: Utangaç
  608. İYE: Güç, kudret, erklik, sahip olma
  609. İYEUZA: birl. İye/Uza, Güçlü, egemen ve uzman
  610. İYİ: İyi, yararlı ve uğurlu
  611. İYİK: 1- İyi, uğurlu 2- Heves
  612. İYİM: 1- Güzellik,hüsn-i niyet 2- Dost, canan, yaren
  613. İYİMSER: Olayları iyi gözle gören ve yorumlayan
  614. İYNEM: Dost, ahbap, yaren, canan
  615. İZ: Basma, ezme, sıkıştırma, kesmek, yarmak...bildiren kökten; yarık, yara, kalıntı, belirti
  616. İZGİ: (İZGÜ) 1- İyi,kutlu 2- Akıllı, zeki 3- Adil, adaletli
  617. KAAN (Kagan) :Kagan sözcüğünün Moğol ağzındaki söylenişi
  618. KABA: Büyük, iri, şişkin
  619. KABAK: 1- Kapalı, kabuklu 2- Kabarık
  620. KABAL: Kapalı, zindan, mahpus
  621. KABAMIŞ: Kapalı, güçlü, mahfuz
  622. KABAN: 1- Kapan, kapıcı 2- Kabarık, asi, isyankar 3- Dik yokuş
  623. KABAR: 1- Kabarık, asi, kabadayı 2- Kapan
  624. KABARTU: Şişik, kabarık, kabarcık
  625. KABIŞ: Kavuş, kavuşma, birleşme, toplanma
  626. KACIR: Kaçır, kaçırıcı, korkutucu, ürkütücü
  627. KAÇ: (Kaçı, kaş) Kaçan, koşan
  628. KAÇAĞLI: Kaçaklı, kaçıcı, koşucu
  629. KAÇAN: 1- koşan, kaçan 2- Vakit, saat, vade
  630. KAÇGAR: (Koçgar,kaşgar) 1- Koç gibi, koç yiğit 2- koç başı
  631. KAÇIR: Kaçıran, kaçırtıcı
  632. KAÇIRA: (Kaçır) 1- Kaçıran, ürküten 2- Çalışkan, aktif
  633. KAÇMAS: 1- Kaçmaz, ürkmez, korkmaz 2- Evcil, munis
  634. KAÇUT: 1- Savaş, dövüş 2- Kısa mızrak, kargı
  635. KADAGAN: Buyruk, ser, emir, komut
  636. KADAK: (Katak,Katık) 1- Katı, sert 2- Mıh, çivi 3- Armağan, hediye
  637. KADAŞ: Arkadaş, yaren, yakın
  638. KADIR: (Katır) mecGüçlü, dayanıklı, metin, inatçı
  639. KADIRCA: Katır gibi
  640. KAGI : (KAKI) Öfke, şiddet
  641. KAĞAN: İmparator, hanların hanı
  642. KAĞANLI(G) : İmparatorluk, imparatorluğa mensup olma
  643. KAĞBA: Koruyucu, muhafız
  644. KAKIĞAN: Öfkeli, gözü kara
  645. KAKINÇ: 1- Kılıç ve kargı hamlesi 2- İhtar, ikaz 3- Hiddet, öfke
  646. KAKIZ: Gözü pek, hiddetli
  647. KAKŞA: Seri, aceleci, hızlı
  648. KAKUMAKLU: Gazaplı,şiddetli
  649. KAL: Ulu, saygıdeğer, hatırı sayılır
  650. KALABA: 1- Ulu, saygıdeğer 2- Sayıca çok, kalabalık, bolluk
  651. KALAKLI: Ulu, yüksekte
  652. KALANÇA: Bakiye, arta kalan, artık
  653. KALÇAV: Şakacı, nüktedan
  654. KALDUN: Kalan, artan, bakiye
  655. KALGAN: (Kalkan) Ok, kargı, kılıç gibi savaş aletlerine karşı koruma sağlayan siperlik
  656. KALGAY: Veliaht, şehzade
  657. KALIN: 1- Sert, dayanıklı 2- Mal, servet, varlık 3- Çeyiz 4- Yararlılık, fayda
  658. KALINGU: (Kalın) Kalıng, güçlü, dayanıklı
  659. KALISIZ: Şüphesiz, kararlı
  660. KALMUK: Güç gösterisi, güçlülük, kabadayılık
  661. KAM: Şamanist gelenekte, ulu kişi (Hekimlik, filozofluk, büyücülük, duacılık dahil olmak üzere, oba ya da oymakların, her türlü sorunuyla ilgilenen kişi)
  662. KAMALAG: Sedir ağacı
  663. KAMAN: 1- Kuman, kumanlı 2- Gözü kara, cesur, aman vermeyen
  664. KAMAŞIG: Melez, karışmış
  665. KAMAZ: Sarsıcı, sallayıcı,ürkütücü
  666. KAMÇI: Kırbaç
  667. KAMDU: Para yerine geçen eşya, emanet
  668. KAMŞAT: Şaşırtıcı, ürkütücü
  669. KAMU(Ğ): 1- Bütün, tam, hep 2- Halk, ahali 3- Destek, dayanışma
  670. KAN: 1- Soy, sop, kaynak, can, canlılık, soyluluk 2- Damarlardaki sıvı 3- Kağan, han
  671. KANAT: 1- Tüy, telek 2- Taraf, yön, cenah
  672. KANCI: 1- Kan güden soylu 2- Kanıcı, kanmış, inanıcı
  673. KANDI: İnançlı, kanık
  674. KANDUK: (Kanduk) Kandı, kanık
  675. KANDUKYURT: birl. Kanduk/Yurt Gurbet
  676. KANG: (Kang, kan) Kan, soy, ata
  677. KANGSIK: 1- Kardeş gibi..kardeş yakınlığında 2- Üvey kardeş
  678. KAYNAK: (Kanak) mecSoylu
  679. KANIĞ: 1- Kanmış, kanık 2- Sevinç, neşe
  680. KANIK: 1- Kanma, inanma, kabul, ermek 2- Sevinç, neşe
  681. KANIŞ: Kandırış, cilve, işve
  682. KANITGAN: Şevk veren, kan kaynatan
  683. KANK: 1- Kan, soy 2- Ata, baba
  684. KANKLI: Soylu, soyu sopu belli, kanlı
  685. KANLI: Soylu
  686. KANTIK: 1- Kandırıcı, işveli 2- Uzakta, gurbette olan
  687. KANYUMAZ: birl. Kan/Yumaz (Yumak, yıkamak...dan)
  688. KAPALAN: Kaplan
  689. KAPAR: 1- Akıl, can, ruh 2- Kalkan, zırh 3- Kapan, tuzak
  690. KAPGAN: 1- Kanlı, soylu 2- Kalkan, zırh 3- Algan, fatih 4- Kaplan 5- Kapan, tuzak
  691. KAPGIŞAY: Saf, sade, halis
  692. KAPKIR: Hassas, imtizaçlı
  693. KAPLAN: Kapan, kedigillerden bir yırtıcı hayvan
  694. KAPURTU: Kabartı, kabarık, kabadayı
  695. KAR: Kar tanesi
  696. KARA: Siyah renk, ak'ın karşıtı Ancak...Bu sözcükte de Türkçe ad ve sıfatlar arasında özel bir yere sahiptirÇünkü birçok mecaz anlamı içinde barındırması ilgi çekicidirBirçok birleşik adın, başında ya da sonunda kullanılabildiğinden, çeşitli anlam değişiklikleri de ortaya çıkabilmektedirBu yüzden, içerdiği tüm anlamları açıklamakta yarar vardırBu durum,ayrıca Türklerin, sosyal yaşamlarında, renklere ne derece önem verip, ne derece zengin anlamlarla bezediğinin de önemli ipuçlarını verecektirÖrneğin: Ak:Temizlik, güzellik, soyluluk, merkezGök(mavi): Kutsallık, özgürlük, Kızıl(kırmızı): Dikkat, özen,tedbir, değişiklik, devrim, şiddetYeşil: Doğum, tazelik, huzur, sükun anlamlarını içinde barındırmaktadırRenklerle yönler de anlatılabilirAk: güney, Kızıl: Doğu, Sarı: Batı, Kara: Kuzey yönlerini anlatırKara'nın öteki anlamlarına gelince: 1- Güç, şiddet 2- Olağanüstülük, harikuladelik 3- Ululuk, büyüklük, ulaşılmazlık 4- Cesaret, atılganlık, yiğitlik 5- Yas, keder, üzüntü, ölüm 6- Fakirlik, sıradanlık, (soylu olmamak) 7- Kötülük, bela, uğursuzluk 8- Esmer ten, yanık ten 9- Aşırı soğuk, kış
  697. KARAALMAZ: birl. Kara/Almaz..Namuslu
  698. KARABaş: birl. Kara/Baş 1- Evlatlık 2- Kul, köle
  699. KARABATAK: birl. Kara/Batak...Bir deniz kuşu
  700. KARACA: 1- Karaya çalan, esmer 2- Gözü kara, cesur, şiddetli 3- Bir ceylan türü 4- Halktan soylu olmayan
  701. KARACIK: 1- Esmer, kar tenli 2- Gözbebeği
  702. KARAÇIL: Kumral, karaya çalan
  703. KARAGA: Karga, kuzgun
  704. KARAĞLI: 1- Yaslı, matemli 2- Bakışları etkileyici
  705. KARAHAN: birl. Kara/Han 1- Türk mitolojisinde "En kutsal ruh" 2-Devletlerinde, soylu olmayıp, kara budundan (halktan) biri olarak devlet kuran kişilerin takındığı unvanlardan
  706. KARAK: 1- Kara/Ak 2- Gözbebeği 3- Bakış, nazar
  707. KARAKÇI: 1- Gözlemci, bakıcı 2- Karakeçi
  708. KARAKIRK: birl. Kara/Kırk (..Kırk sayısı da, üç ve dokuz gibi, Türklerin uğurlu sayılarındandır.)
  709. KARAKITAY: birl. Kara/Kıtay (Çinliye benzeyen, Çinlilerle kanı karışıp, melez olmuş)
  710. KARAKOL: birl. 1- Kara el 2- Gözetleme yeri, gözetim alanı
  711. KARAKUŞ: birl. Kara/Kuş (Mizan Yıldızı)
  712. KARAKÜNE: Kara gün
  713. KARAL: Vade, müddet
  714. KARAMIŞ: Bakmış, görmüş, açık göz
  715. KARAMAN: 1- Kara tenli 2- Yiğit, gözü kara
  716. KARANÇI: Bakıcı, gözlemci
  717. KARAOTAĞ: birl. Kara/Otağ Eski dönem, toy ve şölenlerde, çocuğu olmayan beylerin oturduğu kısım, tribün (...oğlu olanlar,Ak otağa, kızı olanlar kızıl otağa, konuk edilirlerdi.)
  718. KARAOZAN: birl. Kara/ozan (halk ozanı)
  719. KARASAGU: ağıt, mersiye
  720. KARASÜYÜK: birl. Kara/Süyük (kemik) (avam, halktan)
  721. KARAŞAMAN: birl. Kara/Şaman T...Şamanist gelenekte, kötü ruhlarla uğraşan şamanlar
  722. KARAŞIN: Esmer, karaya çalan
  723. KARAUL: Bakış, gözlem yeri (Karakol sözcüğü buradan gelir)
  724. KARAÜREK: birl. Kara/Yürek Cesur, korkusuz
  725. KARAV: Bakış, nazar, bakan
  726. KARAVUL: (Karaul) 1- Gözcü, keşif kolu 2- Muhafız
  727. KARAY: yardımcı, yararlı, yardımsever
  728. KARAYIŞ: bakış, bakan
  729. KARAYİR: birl. Kara/Yer (kara toprak)
  730. KARÇAK: 1- Pençe 2- Büst, yarım heykel
  731. KARÇIGA: Bir şahin türü
  732. KARDAŞ: Kardeş, kardeş yakınlığı
  733. KARGI: Mızrak
  734. KARGIN: Meşbu
  735. KARGUY: 1- Bir atmaca türü 2- Gözetleme kulesi, dağ başlarına yapılan yüksek yapı
  736. KARIK: Karışık, melez
  737. KARIKSIZ: Saf, temiz, karışık olmayan
  738. KARIMIŞ: karışık, karışmış
  739. KARINÇIK: Bakış, nazar, göz kaçamağı
  740. KARINDAŞ: 1- Kardeş, kardeşlik 2- Kız kardeş, bacı (Kazak ve Kırgızlarda)
  741. KARLIGAN: karlar eriyince açan bir dağ çiçeği
  742. KARLIK: Karlı arazi, karlı dağ
  743. KARLU: Karlı, kar almış
  744. KARLUGAÇ: Kar çiçeği
  745. KARMAS: Karıştırmaz (Soyunu, neslini)
  746. KARŞI: Karşıt, zıt
  747. KARŞIT: Karşı Türk mitolojisinde, Ülgen'in yedi oğlundan biri ve Temizliğin kutlu ruhu
  748. KARTAL: İri kanatlı avcı kuş (Karatal)
  749. KARUÇ: 1- Karış, karışık 2- Kara uç
  750. KARYAĞDI: birl. Kar/Yağdı (...Doğumu, kar yağdığı sırada olan)
  751. KASAR: 1- Keser 2- kasıntı, afili 3- Fırtına
  752. KASMIŞ: Afili, fiyakalı, kasıntı
  753. KAŞ: Kaş, korkusuzluk, cesaret
  754. KAŞGAR: Cesur, üstün vasıflı
  755. KAŞKA: 1- Yiğitlik, mertlik 2- Üstün vasıflılık 3- Dayanıklılık, metanet
  756. KAŞUK: Dayanıklı, metin
  757. KATAK: Katı, sert
  758. KATAN: 1- Sert, katı 2- Saplayan, (Kargı, ok) 3- Ekleyen, artıran
  759. KATGI (katkı): 1- Katı, sert, haşin 2- Yarar, yararlılık 3- Neşe, şenlik
  760. KATGIÇ: Katı, sert, dayanıklı, haşin
  761. KATI: sert, dayanıklı, haşin, güvenli, adamakıllı, etraf
  762. KATLICAK: Katıca,sertçe,şiddetli
  763. KATIGU: Çalışkan, gayretli, azimli
  764. KATIĞDI: Çok katı, şiddetli, kuvvetli
  765. KATIK: 1- Katı, sert, güçlük, şiddet 2- Katılan, katılım 3- Ekmek, yemek
  766. KATILGAN: Dayanıklı, metin, sert
  767. KATILIK: Güçlük, sertlik, dayanıklılık, haşinlik
  768. KATIRAK: Katıca, haşince
  769. KATIYEL: birl. Katı/Yel (Kuru rüzgar)
  770. KATIZ: 1- Ağaç kabuğu 2- Tarçın
  771. KATLAV: Zırh, siper
  772. KATLIG: Katılık, sertlik
  773. KATMIŞ: 1- Saplamış 2- Katılaşmış 3- Eklemiş
  774. KATUN: (Hatun) İmparatoriçe, Kağan eşlerine verilen bir unvan(Kadın sözcüğü buradan gelir)
  775. KAVAN: Kovucu, defedici
  776. KAVÇIN: Konuk, kısa süreli misafir
  777. KAVŞIT: 1- Kavuşma, vuslat, kavuşulan yer
  778. KAVURT: 1- Kurt 2- Haşmet, ihtişam 3- Dayanıklılık, kalıcılık
  779. KAVUŞ: 1- Menzil, kavuşulacak yer 2- Buluşma, buluşma yeri
  780. KAY: 1- Tipi, kar fırtınası 2- Masal, hikaye
  781. KAYA: Taş bloğu mec1- Sertlik, sağlamlık, yıkılmazlık, dayanıklılık 2- İhsan, inayet
  782. KAYAK: Kayık, sandal
  783. KAYALAK: 1- Kayık, sandal 2- kaya, kayalık
  784. KAYAN: 1- Çığ, çığ kümesi 2- Sel, sel suyu
  785. KAYAR: 1- Sel, sel suyu 2- Gurur, onur
  786. KAYAŞ: Hısım, akraba, kavim kardeş
  787. KAYÇI: Masalcı, destancı
  788. KAYDU: 1- Katı, sert, şiddetli 2- Kaygı, hüzün 3- Sel, sel suyu
  789. KAYGAÇ: Kayık, sandal
  790. KAYGAŞ: Mucize, olağanüstülük
  791. KAYGIN: 1- Üzgün, kaygılı 2- İsyankar, isyan halinde
  792. KAYGU: Kaygı, endişe, titizlik
  793. KAYGULU: Kaygılı, mahzun
  794. KAYGUN: Mahzun, üzgün, müteessir
  795. KAYGUSUZ: Vurdumduymaz, gailesiz, umursamaz
  796. KAYI: 1- Sel 2- Kar fırtınası 3- Muhkem, iyi korunan
  797. KAYIR: 1- Kayırma, hamilik, destek 2- Heybet, gösteriş 3- Azim, kararlılık
  798. KAYIRGAŞ: 1- Deste, demet 2- Kayırıcı, koruyucu
  799. KAYIRMIŞ: Kayıran, kayırıcı, destekçi
  800. KAYIRŞI: 1- İçli, merhametli 2- Karşı, muhalif, hizip
  801. KAYITGAN: Dik başlı, boyun eğmeyen
  802. KAYITMAS: Adil, adaletli
  803. KAYMAS: Adaletli, düzenli
  804. KAYNAK: Pınar, göze
  805. KAYNAR: 1- Pınar, göze 2- Ateşli, kızgın
  806. KAYNARCA: 1- Kaynak, pınar, menbaa 2- Ilıca, banyo
  807. KAYRA: Yardım, inayet
  808. KAYRAL: Yardım, destek
  809. KAYRALDIĞ: 1- Destekli, torpilli 2- Eli açık, cömert
  810. KAYRIM: Arka, destek, inayet
  811. KAYRU: Geri, arka, destek
  812. KAYTAG: Aldatıcı, adaletsiz, hilebaz
  813. KAYTBAY: Adil, adaletli, hakkaniyetli
  814. KAYTMAZ: Adil
  815. KAYTUN: Yardımsever
  816. KAYURTAR: Kurtarıcı, yardımsever
  817. KAZAK: 1- merkezden uzak kalan 2- Otoriteye bağlı olmayan,başına buyruk 3- Gezgin
  818. KAZAN: 1- Kazanç, kazanım, birikim, artı değer, bolluk 2- Kızan, kızgın
  819. KAZANCUK: 1- Kazanç, kar, getiri 2- Yemek kazanı, tencere
  820. KAZANÇ: Gelir, kar, artı değer, getiri
  821. KAZGAN: Kazan, kazanç
  822. KAZILIK: 1- Kazık 2- Kazma aleti 3- Kızgın, celalli
  823. KAZIRGAN: Şamanist gelenekte, kötü ruhların, doğruluğa gelmesi için,geçici bir süre için kaldığı ateş çukuruBir nevi cehennem
  824. KAZU: Nimet, kazanç
  825. KAZUK: (Kozu, Kazık) 1- Kazma 2- Kazık, sırık
  826. KEBEK: Kabuk, ağaç kabuğu
  827. KEBENÇ: İtimat, güven, hoşnutluk
  828. KEBENÇÜ: Hoşnut, bahtiyar
  829. KEÇİG: 1- Geçit, köprü 2- Mutlu, sevinçli
  830. KEÇİKLİĞ: Mutlu, sevinçli
  831. KEÇİR: Bağışlayıcı, affedici
  832. KEÇÜRGEN: Bağışlayıcı, affedici
  833. KEDİMLİG: 1- Zırh, demir ağ 2- Giyimlik, giysi
  834. KEKMEN: Olgun, ergin, ermiş
  835. KELEŞ: Alımlı, yakışıklı, cıvan
  836. KELEZTİ: Hayal, serap
  837. KELGİN: Gelgin, suyu kabaran ırmak
  838. KELİŞTÜ: Olgunluk, gelişim, suhulet
  839. KELTEÇİ: Gelici, gelecek olan, halef
  840. KEMEÇ: Asker, askeri görevli
  841. KENÇEK: (Gençık, Genç)
  842. KENÇLİYÜ: Oğuz beylerinin, özellikle güz kurultayların dan sonraki toy ve şölenlerde, kendi mallarını yağmalatıp, halka dağıtılması için kurdukları büyük sofraYağma sofrası
  843. KENDÜZ: Nefs, can, ruh
  844. KENEŞ: İstişare, müşavere
  845. LENGEŞ: Keneş
  846. KENGEŞLÜ: Danışık, anlaşık, dayanışmalı
  847. KENDİL: Gönül, gönüllü, temiz yürekli
  848. KENİ: (Kuni) Adaletli, adil, dengeli
  849. KEPKE: Örnek, numune
  850. KEPTİK: 1- Latif, şakacı 2- Eşit, müsavi
  851. KERAMUN: Karaman, esmer tenli
  852. KERAYET: Sahil, kıyı, plaj
  853. KEREGÜ: Ev, çadır, barınak
  854. KEREKLİ: Gerekli, elzem, ihtiyaç
  855. KEREKTÜ: İhtiyaç, lüzum, zaruret
  856. KEREKÜLÜG: Çadırlı, göçebe
  857. KERELTİ: Tanıklık, şehadet
  858. KEREN: Ulu, kebir, kadir
  859. KEREŞ: Kiriş, yay kirişi
  860. KERİ: 1- Eski, kadim, geride kalan 2- Germekten, gerilmiş, gergin
  861. KERİNÇSİZ: Eşsiz,emsalsiz
  862. KERKİ: Balta, nacak
  863. KERKİT: Nacak
  864. KERTÜK: (Kertik) 1- Ağaca bıçakla çizilen çizgi 2- yapay, suni
  865. KESEN: 1- keskin, kesici 2- Bölüm, ara
  866. KESİ: Keskin, kesen, kesici, sert
  867. KESİK: Kesi, keskin
  868. KESKİN: 1- Sert mizaçlı, asabi 2- Uç, ekstrem 3- Kesici
  869. KEŞİKÇE: 1- Muhafız, koruyucu 2- Defa, sıra, adet
  870. KEŞİKÇİ: 1- Israrlı 2- Nöbetçi
  871. KET: 1- Darbe 2- Yılmaz, azimli, kararlı
  872. KETÇİK: Darbecik
  873. KETE: Ulu, büyük
  874. KEYİK: Baht, mutluluk
  875. KEZEGEN: Gezgin, çapkın
  876. KEZGEN: Gezgin, çapkın
  877. KEZGİÇ: Gezgin
  878. KEZİK: Cesaret, atılganlık, cüret
  879. KEZİR: (Kizir, keser) Cesur, cüretkar
  880. KIBI: Keşif, buluş
  881. KICIR: Öç duygusu, intikam
  882. KICURGAN: Gösterişli, mağrur
  883. KIDIK: Gedik, güdük
  884. KIĞILCIM: Kıvılcım, şerare
  885. KIĞITDUK: Davet, ikram
  886. KILAĞI: Kılıç ve bıçakların bilendikten sonra ağız kısmında meydana gelen çizgi
  887. KILAĞUZ: Kılavuz, rehber
  888. KILAVUN: Düğün hediyesi
  889. KILDI: 1- Yaratıcı, yapıcı 2- Etken, amil
  890. KILGI: 1- İstem, irade 2- Yaratılmış, kılınmış
  891. KILICI:Yaratıcı, yapıcı, halik, kadim
  892. KILIÇ: (Kıl-Uç) Silah
  893. KILIG: 1- yaradılış, huy, karakter 2- Beceri, iş, yapıcılık
  894. KILIGLI: 1- İyi huylu, ahlaklı, görgülü 2- Becerikli, çalışkan, işgüzar
  895. KILIN: 1- Huy, yaradılış 2- Naz, işve
  896. KILINÇ:Kılınış, huy, karakter
  897. KILIVAN: Hediye, bahşiş, ödül
  898. KILUÇ: Kılıç
  899. KIMAÇA: Engel, mania
  900. KIMAR: Komar, homar, yakışıklı, cezb edici
  901. KIMIRTU: Kıpırdanış, devinim, jest
  902. KIMIZ: Ekşi, mayhoş anlamına gelen ve kısrak sütünden yapılan bir içki
  903. KIMNA: Sürekli, daima, her zaman
  904. KIN: 1- Silah muhafazası 2- Gayret, çalışma 3- Suç, cürüm, ayıp
  905. KINAGU: 1- Ceza, cezalandırma 2- Çalışma, aktivite
  906. KINAY: Aktif, çalışkan
  907. KINCAL: İnce, narin, zayıf
  908. KINÇAK: Bıçak kılıfı
  909. KINGAL: İnce, narin
  910. KINGIR: Metin, dayanıklı, sebatkar
  911. KINIK: 1- Gayret, gayretli, çalışkan 2- Muhterem, şerefli, hakim
  912. KIP: Baht, talih
  913. KIPÇAK: 1- Merkezde kaçmış, uzaklaşmış ve bir otoriteye bağlı bulunmayan 2- Çayırlık, geniş toprak,sahipsiz boş ve geniş arazi 3- Ağaç kovuğu 4- Bahtı açık, talihli
  914. KIR: 1- Kırmak...dan Kırış, kesiş, kırma, yarma eylemleri 2- Ak'a yakın kirli beyaz renk 3- mecOlgunluk, tecrübe
  915. KIRAÇ: 1- Kırlaşmış, kıra çalan, kır gibi 2- Kırıcı, kırık, yarık 3- Verimsiz toprak, yaşlı toprak
  916. KIRAN: 1- Bozgun yapan, düşmanı yok eden 2- Dağ yamacı 3- Yön, kenar, kıyı
  917. KIRAY: 1- Genç, delikanlı 2- Kıran, kan dökücü, vurguncu
  918. KIRCA: Kıra çalan, ,kırlaşmış mecOlgun, bilge
  919. KIRCI: 1- Kırıcı, sert mizaçlı 2- Kenar, uç, sahil
  920. KIRGI: 1- Kırım 2- Bir atmaca türü
  921. KIRGIL: Kırık, üzgün, kırgın
  922. KIRGIN: 1- Gönül kırgınlığı 2- Bozgun
  923. KIRGIZ: 1- Kırgıncı, bozguncu, geçimsiz 2- Kırk/Uz 3- Numune, örnek
  924. KIRICI: 1- Kıran, bölen, yaran mecSert mizaçlı, gönül kırıcı 2- Kenar, sahil
  925. KIRIK: Kırılmış, bölünmüş
  926. KIRIM: 1- Kırış, bozgun, katliam 2- Kırgınlık, küskünlük 3- Uç nokta, kenar
  927. KIRIY: Sahil, kenar
  928. KIRKIN: Bahşiş, hediye
  929. KIRKLI: Eski, Şamanist gelenekten, bazı değişiklikler yada dinsel motiflerin de eklenmesiyle, bugünlere kadar gelen bir inanca göre; gerçek anlamı "kırk ünlü ata ruhunun koruması altındaki kişi"
  930. KIRMAN: Kırma yeri, Kırman, harman
  931. KISIG: 1- Hapis, dar yer 2- Kısıtlı, bağımlı
  932. KISIGLU: Hapis, mahpus, kıstırılmış
  933. KISRIK: Utangaç, mahçup
  934. KISTAVUL: Acele, aceleci, telaşlı
  935. KIŞIL: Kışlık, kış için ayrılmış
  936. KIŞLAK: Kışın kalınan yer, ez, kışlık ev
  937. KITAY: 1- Çinliye benzeyen , Çinliye karışmış 2- Kutay
  938. KIVANÇ: Gurur, kıvanma, sevinme, öğünme, mutlu olma, kendine güvenerek ve öğünerek sevinme hali
  939. KIVAM: Olgunluk,yeterlilik
  940. KIVANDUK: Kıvançlı, mutlu
  941. KIVIK: Ara, fasıla
  942. KIVILCIM: Ateş parçası, şerare
  943. KIVLIK: Kıvanç ve mutluluk nedeni
  944. KIVRAK: 1- Kıvançlı 2- Hareketli, dayanıklı
  945. KIVRIM: Hare, iltiva
  946. KIYAK: 1- gaddar, acımasız 2- Kayak, kaydıraç 3- Çekicilik, cazibe
  947. KIYAL: İmge
  948. KIYAN: 1- Dağdan hızla akan sel suyu 2- Gaddar, acımasız, kıyıcı
  949. KIYAT: Çekici, cazibeli
  950. KIYGA: Zeki, çok akıllı
  951. KIYGI: Zeka, deha
  952. KIYIK: 1- Zeka, dahi 2- Çekici 3- Kaçak, kapçak
  953. KIYIKSIZ: Kaçmaz, sözünden dönmez, düz
  954. KIYIN: 1- Akit, sözleşme, anlaşma 2- Güç, kudret, otorite
  955. KIYIŞKAN: 1- Sözünün eri, sözünde duran 2- Cesur, gözü pek
  956. KIYMAÇ: Gamze
  957. KIYNAK: 1- Ünlü, meşhur 2- pençe, kartal pençesi
  958. KIYUK: 1- Mutluluk 2- Geyik
  959. KIZARIK: 1- Kızıl, kızıllaşmış 2- kızgın
  960. KIZGAN: Kızgın, kızışmış
  961. KIZGIN: Kızıllaşmış, asabi
  962. KIZI: Şiddet, asabiyet, kızama, kızgınlık
  963. KIZIK: 1- Kızgın, asabi 2- Kısık, hapis
  964. KIZIL: 1- Kırmızı, al 2- Altın 3- Kızmış, kızarmış, kızgın
  965. KIZILALMA: birl. Kızıl/Elma Olgun, kızarık elma anlamı, bir sembol ve imgedirÜlkü'yü motivasyonu içerirBazen, fethedilmesi gereken illeri ifade eder, çoğu kez ise bütün Türklerin, tek bayrak altında toplandığı devletin, "Birleşik Türk devletleri"nin imgesi
  966. KIZILGU: Kızarmış, kızgın T..Kırgızların, Mürdi oymağı, dip dedelerinden.
  967. KIZILHAN: birl. Kızıl/Han Şamanist gelenekte Tanrı sıfatlarından
  968. KIZILOTAĞ: birl. Kızıl/Otağ Kağan ya da Han'ların verdikleri, toy ve şölenlerde, kız çocuk sahiplerinin oturduğu, şeref tribünü
  969. KIZIMTAY: birl. Kızım/Tay (Kızmaktan kızgınlık) Tay
  970. KIZIRAK: (kızarık, kızrak) Nadir, ender rastlanan
  971. KİÇİ: 1- Kişi, adam, insan 2- Küçük, minyon 3- Geçmiş, geçik, eski 4- Keçi
  972. KİÇİCİK: 1- Kişicik, insancık 2- Küçük, minyon
  973. KİÇİK: 1- Küçük, minyon, Geçik, geçmiş
  974. KİÇİN: Zincir
  975. KİÇKİ: 1- Eski, kadim 2- Kişi, insan
  976. KİÇKİNE: (Giçgine) Geçkin, geçmiş kadim
  977. KİDGÜ: Giyim, giysi, elbise
  978. KİLÜKEN: Gülen, güleç, güleryüzlü, mütebessim
  979. KİNDİK: Orta, odak, merkez
  980. KİNEŞ: Şura, meşveret, kongre
  981. KİRİŞ: Sinirden ve bağırsaktan yapılan sicimOk yayı olarak da kullanılır.
  982. KİRTİ: Doğruluk, gerçekçilik
  983. KİŞİLİK: Karakter, şahsiyet, insan olma özelliği
  984. KİŞKEN: (Kiçgen) 1- Küçük, minyon 2- Geçen, geçmiş
  985. KİÇKENTAY: birl. Kiçken/Tay ...minyon, minik
  986. KİYE: Kut, talih, ululuk
  987. KİYELİ: Mübarek, saygıdeğer, ulu
  988. KİZEK: 1- Kesik 2- Nöbet 3- Seyran, gezinti
  989. KİZİR: 1- Keser, kesici 2- Gever, gezgin 3- Atılgan, cesur
  990. KOBRAT: (Kubrat) Derlemek, toparlamak, örgütlemek
  991. KOBU: (Kovu) Buket, demet
  992. KOBURCUK: Kabarcık, kabarık, kabadayı
  993. KOCA: 1- Ulu, saygıdeğer, hürmete layık 2- Bilgili, tecrübeli, görüp geçirmiş 3- Gösterişli, azametli 4- Mert, düz, koç gibi
  994. KOCABaş: birl. Koca/Baş ...Koruyucu, muhafız
  995. KOCAMAN: 1- Akıllı, bilge 2- İriyarı, cüsseli, heybetli
  996. KOÇ: Erkek koyun mecDüz, mert, yüz yüze dövüşen, hilesiz, yiğit, dayanıklı, yılmaz
  997. KOÇA: 1- Koç gibi..2- Kibar, centilmen
  998. KOÇAK: Koç gibi, cesur yürekli
  999. KOÇAN: 1- Centilmen, kibar 2- Koşan, koşucu
  1000. KOÇAŞ: Rehber, yol gösteren, önde giden
  1001. KOÇGAR: (Kaçgar,kaşgar) 1- Koç başı 2- Koç gibi, koç yiğit
  1002. KOÇİ: Koç gibi, koç yürekli
  1003. KOÇLUĞ (Koçluk) :Koç olacak kuzu
  1004. KOÇO: Kibar, mert
  1005. KOÇU: 1- Koç gibi 2- Kibar, centilmen
  1006. KOÇUM: 1- Yiğit, mert 2- Koşum, koşma
  1007. KOÇUN: Düz, hilesiz, temiz yürekli
  1008. KOÇUGAR: Mert, yiğit, özü sözü bir
  1009. KODAR: Mağrur
  1010. KODAZ: Mağrur
  1011. KOKLUĞ: Koku, parfüm
  1012. KOKULUG: Koku, Parfüm
  1013. KOKUM: Parfüm
  1014. KOKUŞ: Dalları, ok yapımına elverişli bir ağaç türü
  1015. KOLAN: 1- Hediye, bahşiş 2- Kollayan, koruyan 3- At, eşek,katır gibi hayvanların, eyerini bağlamaya yarayan kemer
  1016. KOLBAG: Kadınların, aksesuar olarak bileklerine taktıkları, boncuklu halka
  1017. KOLBaş: Askeri birlik başı, komutan, askeri koruyup kollayan kişi
  1018. KOLBAY: Askeri danışman
  1019. KOLCUK: Kolcu, muhafız, koruyucu
  1020. KOLÇAK: Kolcu, koruyucu, kollayıcı
  1021. KOLÇU: Muhafız, bekçi
  1022. KOLDAGÜÇ: Hami, koruyucu, şefkatli, merhametli, yardımsever
  1023. KOLDAŞ: 1- Silah arkadaşı 2- Arkadaş, birbirini kollayan
  1024. KOLGAK: İstek, heves, talep
  1025. KOLGAY: Veliaht, şehzade (Kırım ve Kazan hanlıkları döneminde kullanılan bir aksesuar
  1026. KOLKA: 1- Kolgu, kol takısı 2- Refika, hanım, eş
  1027. KOLTAG: Arka, himaye, destek
  1028. KOLUÇ: Kolcu, kolbaşı, komutan
  1029. KOLUNÇUĞ: Yakarış, niyaz
  1030. KOMAN: (Kaman,kuman) 1- Yurduna yabancı sokmayan 2- Aman vermeyen 3- Kumral
  1031. KOMAS: Komayan, bırakmayan, aman vermeyen
  1032. KOMUK: 1- Kabuk, ağaç kabuğu 2- Hazine, define
  1033. KOMUR: Cesur, gözüpek
  1034. KON: 1- Yurt, vatan 2- Konak, yerleşim, mekan
  1035. KONAÇ: Aşiyan
  1036. KONAG: 1- Konuk, misafir 2- Konuk ağırlanan ev
  1037. KONALGA: 1- Konuk yeri, baş köşe 2- Menzil, konulacak, varılacak yer
  1038. KONAT: 1- Cana yakın, munis, sokulgan 2- konuk ağırlayıcı, konuksever 3- Birlikte göç eden oba birliği
  1039. KONCA: 1- Armağan, bahşiş 2, Gül
  1040. KONÇUK: 1-Aşina, tanıdık 2- Konuk
  1041. KONÇUY: Kağan kızı, prenses, soylu kız
  1042. KONDU: Yerleşik, yerli
  1043. KONDUR: Konuksever, cömert
  1044. KONGAR: 1- Koyu kırmızı renkteki at 2- Kızıla yakın renk tonu
  1045. KONIK: Can, ruh, yaşam
  1046. KONŞUK: 1- Konşu, komşu 2- Yerleşim yeri 3- konuşma, laf
  1047. KONUK: 1- Misafir 2- Can, ruh 3- Varılacak yer, menzil
  1048. KONUL: 1-Kerevetlerin altındaki, yük konan boşluk, yüklük
  1049. KONULGA: 1- Konuk yeri, baş köşe 2- Konuğa verilen yemek, değerli yemek
  1050. KONUR: 1- Yakışıklı, civan 2- Gururlu, onurlu, mağrur 3- Kara ve kızıl karışımı renk, at rengi, doru at
  1051. KONUŞ: 1- Yerleşim, karargah 2- Menzil, varılacak yer
  1052. KOPAN: 1- Galip, utkan 2- Ulu, yüksek
  1053. KOPTURU: Saygı duruşu, tören duruşu
  1054. KOPU: Kop, çok, çokluk
  1055. KOPUN: Çoklu, bereket, bütünlük
  1056. KOPUZ: Saz, bağlama (Kop_Uz)
  1057. KOR: 1- Öz, maya, asıl 2- Ateş parçası, ateş
  1058. KORBA: Filiz
  1059. KORCU: Korucu
  1060. KORGAN: Korunan yer, kale, kurgan
  1061. KORGAVUŞ: Savunucu, müdafi
  1062. KORIÇI: Korucu, koruyucu, bekçi, yasak bölgeleri bekleyen ve koruyan kişi
  1063. KORIG: 1- Koru, ağaçlık, yeşil bölge 2- korunan, yasak bölge
  1064. KORKMAZ: Korkusuz, cesur
  1065. KORKUNÇ: Korkutucu, ürkütücü
  1066. KORKUT: 1- Heybetli, korkutucu, korku salan
  1067. KORUĞ: 1- koru, koruluk, ağaçlıklı bölge 2- Koruma bölgesi 3- Yasak bölge, askeri bölge
  1068. KORUKÇU: Koruyucu, korucu, muhafız
  1069. KOŞ: 1- Koç 2- Dizi, sıra, dize
  1070. KOŞAK: 1- Koşulan, koşturan 2- Neşide, destansı şiir
  1071. KOŞAR: 1- Emredici, buyurucu 2- Koşucu, çalışkan, hareketli 3- Dizen, düzenleyen
  1072. KOŞMA: Ölçülü, uyaklı söz
  1073. KOŞUK: 1- Yan yana, birlikte, yaren, dost 2- Koşma, şiir
  1074. KOŞUL: Hüküm, şart
  1075. KOŞULGAN: Koşul koyan, buyurucu
  1076. KOŞUM: 1- Koçum 2- Bağlı, yan yana 3- Atın, eyer, kulan, üzengi vbmalzemelerinin tümü
  1077. KOŞUN: 1- Asker, savaş birliği 2- Halk, ahali 3- Dizi, dize
  1078. KOTKU: Alçak gönüllü, mütevazı
  1079. KOY: 1- Koyun 2- Merhamet, acıma duygusu
  1080. KOYLU: 1- Merhametli 2- İstikamet, yön, yönünü bilen 3- Koyunlu
  1081. KOYU: Merhamet
  1082. KOYULDAR: 1- Merhametli 2- Hürmetli
  1083. KOYULMUŞ: 1- Merhametli 2- Çalışkan
  1084. KOYUNLU:Merhametli
  1085. KOYURGA: 1- Hürmet, lütuf 2- Acıma duygusu, merhamet
  1086. KOYURTANG: Özgürlük, Hürriyet
  1087. KOZAN: Kozalak
  1088. KOZALAK: Çam, selvi gibi ağaçların sert çiçeği
  1089. KOZAN: Kazan
  1090. KOZGAV: Kıyam, isyan, başkaldırma
  1091. KÖPÜRGE: 1- Köprü, geçit 2- Savaş davulu
  1092. KÖÇET: Filiz, sürgün
  1093. KÖÇMEN: Göçmen, göçücü
  1094. KÖDÜRGÜ: Kurban, adak
  1095. KÖGMEN: (Gökmen) 1- Tanrısal, ilahi 2- Sayın, saygıdeğer 3- Gücünü Tanrıdan alan
  1096. KÖĞÜZ: 1- Göksel, Tanrısal 2- Göğüs, sine
  1097. KÖK: 1- Gök 2- Aile, soy
  1098. KÖKDAŞ: Emsal, örnek
  1099. KÖKEN: Göğen, gelen, 2- Köken, soy, aile
  1100. KÖKİM: 1- Göğüm 2- Soyum, ailem
  1101. KÖKLÜ: 1- Tanrıdan gelen 2- Soylu
  1102. KÖKTEM: 1- Bahar 2- Gençlik 3- Deha, akıl
  1103. KÖL: Göl mecUluluk, sonsuzluk, derinlik, bilgelik
  1104. KÖLMÜK: Halk, ahali
  1105. KÖLÜK: Yük hayvanı
  1106. KÖMEK: 1- Yardım, arka, destek, inayet 2- Ahali, halk
  1107. KÖMEN: 1- Hayal, düş 2- Irk, soy 3- Cevher, damar
  1108. KÖMEY: Gerdan, döş
  1109. KÖMÜÇ: Hazine, define
  1110. KÖNG: (Könk) Cariye, odalık
  1111. KÖNGÜL: Gönül, can
  1112. KÖNİLİK : Adalet, doğruluk
  1113. KÖNKAŞ: Künkaş, kenkeş, meşveret
  1114. KÖNÜ: Adalet, doğruluk
  1115. KÖNÜL : Gönül , can
  1116. KÖP: Çok, gür, çokluk, bolluk
  1117. KÖPTÜK: 1- Bereket, bolluk 2- Kalabalık
  1118. KÖPÜK: Kabarcık, köpürcük, çoklu, artış
  1119. KÖREGEN : Gören, görücü
  1120. KÖREM: 1- Körpe, taze 2- Görgülü, terbiyeli
  1121. KÖRGEN: Gören, görücü
  1122. KÖRGÜZ: Görgülü, centilmen, beyefendi
  1123. KÖRKE: Ağaçtan yapılmış tabak
  1124. KÖRKEM: 1- Görkem, ihtişam 2- Hoş, güzel, latif
  1125. KÖRKLÜĞ: Güzel, alımlı, cemile
  1126. KÖRPE: Taze, cıvan
  1127. KÖRÜ: (körüg) Gözcü, haberci, casus, gözlemci
  1128. KÖRÜM: 1-Bakış, nazar, gözlem 2- Düş, rüya 3- Zeka, fehm
  1129. KÖRÜMÇİ: Astronom, rasat, gözlemci, yıldızları inceleyen kişi.
  1130. KÖRÜMDÜK: Bakıcı, nezaretçi
  1131. KÖRÜNÇ: 1- Görgü, muaşeret 2- Bakan, nazır
  1132. KÖSEMEN: Tas artan koç.
  1133. KÖŞÜK: Dilek, temenni
  1134. KÖTÜZ: Kıymetli
  1135. KÖVENÇ: 1- Güvenç, güvence, teminat 2- Azamet, gurur
  1136. KÖVEZ: Afi, çalım, fiyakalı.
  1137. KÖYMEN: 1- Yanıcı, yanık 2- Hayal
  1138. KÖYMEZ: Yanmaz, ateş almaz.
  1139. KÖZLÜK: At kuyruğundan yapılan, göz kamaşması ve göz ağrılarının tedavisinde kullanılan bir dokuma.
  1140. KUANÇ: Kıvanç, sevinçli gurur
  1141. KUANÇI: Kıvanç
  1142. KUBAL: Gürz, demir topuz.
  1143. KUBAN: Kapan
  1144. KUBAT: Kapalı, gizli
  1145. KUBAY: birl. Kubi/Ay Yakutlarda eskiden "Temizliği simgeleyen kutlu ruh"
  1146. KUBİ: (Kubil) Gökyüzü, feza, semaMecBaşsızlık ve sonsuzluk.
  1147. KUCAN: Göçen, göçer
  1148. KUCAR: Göçer, göçücü
  1149. KUÇAM: Deste, demet, bağ
  1150. KUÇAR: Göçer, göçmen
  1151. KUDA: Sihir, büyü
  1152. KUDAGAÇI: Büyücü, doktor
  1153. KUDAK: Kadak, katı, sert
  1154. KUDEKAN: Buyruk, sert, emir, azar
  1155. KUKUN:kıvılcım, ateş parçası
  1156. KUKUŞ: 1- Gonca, gül 2- Şaka, latife
  1157. KUL: Bağımlı, bağlı, köle mecBağlılık, sadakat
  1158. KULA: 1- Kızıl ve karışımı renk, doru, bordo 2- Yelesi, ve kuyruğu kara, gövdesi kızıla çalan at 3-Yabani at 4- Gözü kara,atılgan
  1159. KULAÇ: 1- Açıklık, mesafe 2- İki kol arasındaki ara
  1160. KULAGU: 1- Yaratıcı, kılıcı, hükmedici 2- Kula gibi 3- Korkusuz, gözü kara
  1161. KULAN: 1- Galip, utkan 2- Vahşi at 3- Yaban eşeği
  1162. KULANŞI: 1- At terbiyecisi 2- Musikişinas, müzisyen
  1163. KULBAK: Merhametli, yardımsever
  1164. KULDAM: Sadık kul
  1165. KULGA: Güvercin
  1166. KULGU: 1- Müfettiş, murakıp 2- Güvercin
  1167. KULİ: (kulıg) Cesur, gözü kara
  1168. KULPU: 1- Kilit 2- kulluk, kulluk eden
  1169. KULUGA: Güvercin
  1170. KULUN: Tay, süt emen çağdaki at yavrusu
  1171. KUMAÇ: Solgun, soluk
  1172. KUMAK: 1- Yardım, kömek 2- Sevda, aşk
  1173. KUMAN: 1- Solgun 2- Kumral, sarı ile kahverengi arası renk 3- Aman vermeyen, dirayetli
  1174. KUMANDI: Mutlu, sevinçli
  1175. KUMARAL: Kumral, buğday tenli
  1176. KUMARGA: Kuşatma, muhasara
  1177. KUMRAL: Buğday tenli
  1178. KUL: 1- Koyun 2- Can, ruh 3- Uçurum 4- Adalet
  1179. KUNAN: 1- İki yaşına gelmiş kısrak 2- Adaletli, adil
  1180. KUNAR: Bereket, bolluk
  1181. KUNARLI: Bereketli, münbit
  1182. KUNDUZ: Dere kenarlarında yaşayan, kürkünden börk yapılan bir hayvan
  1183. KUNİ: Adalet, hakkaniyet, adaletlilik
  1184. KUNT: 1- Dayanıklı, metin 2- Sade, gösterişsiz
  1185. KUNUK: 1- Mahzun, elemli 2- Konuk
  1186. KUPÇI: İnce, zarif
  1187. KUPTAN: Niyaz, dua, yakarış
  1188. KUR: Düzen, sıra, hiyerarşi, düzenleme
  1189. KURAL: Düzen, düzenlilik, kaide
  1190. KURALAY: Ceylan, ahu
  1191. KURAR: Organizatör, düzenleyici
  1192. KURAY: Bir çeşit bozkır bitkisi ot
  1193. KURÇ: (kuruç) Kılıç yapımında kullanılan, iyi bir çelik türü
  1194. KURÇAK: Heykel, yontma taş
  1195. KURÇI: 1- Kürçü 2- Kurucu
  1196. KURÇIK: Kurum, kuruluş, yapılanma
  1197. KURGA: 1- Tecrübeli, bilge 2- İnce, narin
  1198. KURGAN: 1- İstihkam, kale 2- Anıt, anıt mezar
  1199. KURIDIN: Batılı, batı bölgesinden
  1200. KURUM: Figür, dans
  1201. KURIMLAK: Cilveli, hareketli, kıvrak
  1202. KURIKAN: 1- Kürkan, damat 2- Hisar, kale 3- Ağaçlık bölge
  1203. KURLAS: Düzen, işleyiş, ahenk
  1204. KURMAN: Düzgün, düzenli, düzenleyici
  1205. KURMUŞ: Planlı, düzenli, örgütlü
  1206. KURT: Bağımsızlığına olan düşkünlüğü, evcilleşmeyen tek hayvan oluşu, mücadeleciliği, hareketliliği,gururlu ve zeki oluşu, özellikle de sosyal ve örgütçü oluşu ve daha bir çok özellikleriyle, Türklere benzeyen ve Türklerin de çok eskiden beri kutsayarak, sembolleştirdiği hayvan
  1207. KURTAK: Kurulu, ayarlı
  1208. KURTAR: Kurtarıcı
  1209. KURTARAN: Kurtarıcı
  1210. KURTGA: Tecrübeli, gün görmüş
  1211. KURTUL: Haraç, vergi, cizye
  1212. KURTULGU: 1- Vergi, haraç 2- Kurtuluş, istiklal
  1213. KURTULMUŞ: Özgür, bağımsız, azade
  1214. KURTUN: Batılı, batıdan
  1215. KURUĞÇIN: Kurşun
  1216. KURUK: Koru, park, koruluk
  1217. KURULTAY: birl. Kurul/Tay Kongre, divan, oturum Gerek seçim, gerekse devlet için önemli kararların alındığı seçkinler meclisi
  1218. KURUM: 1- Kuruluş, düzen, düzenleme 2- Çalım, jest, afi 3- Kaya parçası
  1219. KURUT:1- Kurt 2- Kale burcu 3- Kurutulup, suyu alınmış peynir topağı
  1220. KUSKUN: Atın kuyruğundan geçirilip, eyere bağlanan kayış
  1221. KUŞ: Kuş
  1222. KUŞÇAK: Kuşçu, kuş eğiticisi
  1223. KUŞÇU: Kuş eğiticisi
  1224. KUT: 1- Uğur, talih, baht 2- Tanrısal, mübarek 3- Can, ruh, dirilik, yaşam kaynağı, yaşam gücü 4- kader, yazgı 5- Erk, iktidar 6- Bereket, nasip
  1225. KUTADGU: Kutsanmış, kutlu, değerli, yararlı
  1226. KUTALAN: birl. Kut/Alan mübarek
  1227. KUTALDI: birl. Kut/Aldı kutlu, mübarek
  1228. KUTALMIŞ: birl. Kut/Almış kutlu, mübarek, kutsanmış
  1229. KUTAMIŞ: Kutsamış, değer vermiş, mübarek eylemiş.
  1230. KUTAN: 1- Dua, yakarış, niyaz 2- Bir avcı kuş 3- Saban, pulluk
  1231. KUTAR: Kutsar, kutsayan, kut veren
  1232. KUTAŞ: Kutlu, mübarek
  1233. KUTAY: birl. Kut/Ay T..1- Ateş parçası, ateş 2- Şamanist gelenekte,"Ateşteki Kutlu Ruh" 3- İpek, ipekli kumaş 4- Kurlu Kadın Ruh 5-Paha biçilmez, değerli T..İlhanlı hanlarından, Argun Han'ın evdeşi ve Keykatu Han'ın anası.
  1234. KUTGARU: Buyruk, fermen
  1235. KUTKU: Ağırbaşlı, alçak ,gönüllü
  1236. KUTLU: 1- Mübarek, Tanrısal 2- Bahtiyar 3- Kabul görmüş, saygıdeğer
  1237. KUTLUCA: Uğurlu, bahtı açık
  1238. KUTLUĞ: Kutlu, mübarek
  1239. KUTLUĞ İNANÇ: (Kutluk İnanç) Kutlu/İnanç
  1240. KUTLUK: Kutlu
  1241. KUTLUK : (Kutluğ) Kutlu, mübarek
  1242. KUTSANDI: Kutlu, mübarek
  1243. KUTUN: 1- Mesut, mutlu, nurlu 2- Mukaddes, kutsal
  1244. KUTUNMUŞ: Kutlu, mübarek
  1245. KUTUR: Kutlu, mübarek
  1246. KUTUZ: birl. 1- Kut/Uz 2- Yaban öküzü
  1247. KUVANÇ: Kıvanç, gurur, mutluluk, iftihar
  1248. KUVANDUK: Kıvanç, mutluluk, iftihar, gurur verici
  1249. KUVART: 1- Kurt 2- Dayanıklı, kavi, metin
  1250. KUVAT: Sevinç, mutluluk
  1251. KUVRAG: Toplum, toplumcu
  1252. KUYAK: Zırh, demirağ
  1253. KUYAN: Tavşan, bozkır tavşanı
  1254. KUYAŞ: Güneş ışığı
  1255. KUYDUNG: Beden, vücut
  1256. KUYMU: Sevinç, neşe
  1257. KUYTAK: Mahfuz, siper
  1258. KUYTURKA: Bağış, ihsan, lütuf
  1259. KUYULDAR: Saygıdeğer, saygıya layık
  1260. KUYUM: Aksesuar, küpe, bilezik
  1261. KUZ: Dağın, güneş görmeyen yamacı
  1262. KUZAY: Kuzey yönü, güneşin az olduğu yer,Karanlık ve soğuk yer
  1263. KUZLAK: Bebe, yavru
  1264. KUZU: 1- Koyun yavrusu 2- Yavru, bebe
  1265. KÜÇ: Güç, dirayet, kudret
  1266. KÜÇKARA: birl. Küç/Kara (Acı kuvvet)
  1267. KÜÇEM: 1- Güç, kudret 2- zorba
  1268. KÜÇEY: Güçlü, gücü yeten
  1269. KÜÇİ: Güç, güçlük, zorluk
  1270. KÜÇİN: An, kısa zaman parçası
  1271. KÜÇKEY: Güçlü, zorlu
  1272. KÜÇLÜK: Güç, güçlük, zorluk, kudret
  1273. KÜÇÜK: Ufak, minyon
  1274. KÜÇÜLÜ: Güçlü, zorlu
  1275. KÜÇÜLÜK: Güçlük, güç, zorluk
  1276. KÜÇÜM: Güç, kudret
  1277. KÜKLER: Müneccim, yıldız falcısı li.
  1278. KÜKREK: 1- Onur, gurur 2- Kükreyiş, kükreyen
  1279. KÜL: 1- Ateş, ateşlilik, yakıcılık, yok edicilik 2- Yenilmezlik 3- Ulu, ünlü 4- Cesaret, gözü karalık 5-Göl, göl gibi geniş ve büyük
  1280. KÜL TİGİN: birl. Kül/Tigin Birkaç anlam: 1- Ateş prensi 2, yenilmez prens 3- Ulu prens 4- Yok edici prens
  1281. KÜLÇUR: Ululuk, yüksek mevki, saygıdeğerlik.
  1282. KÜLE: 1- Güle , gülüş 2-Demet,bağ, deste
  1283. KÜLEGEÇ: 1-Güleç, güler yüzlü 2-Name, melodi
  1284. KÜLEGEN: Gülen, güler yüzlü
  1285. KÜLEK: 1- Fırtına, kum fırtınası 2-Bakraç, tahtadan yapılmış yoğurt kabı
  1286. KÜLEM: Bereketli, münbit
  1287. KÜLER: birl. Kül/Er ..Ulu, saygın kişi.
  1288. KÜLTEM: Deste, demet, buket
  1289. KÜLÜG: (Külük) 1-Ünlü, meşhur, çok tanınan 3-Hızlı,seri
  1290. KÜLÜNK: Kazma
  1291. KÜMÜŞ: Gümüş
  1292. KÜN: Gün, güneş
  1293. KÜNANA: birl. Gün/Ana Şamanist gelenekte, göğün yedinci katına bakan kutsal kadın ruh
  1294. KÜNÇEK: Güneşlik, şemsiye
  1295. KÜNDEŞ: 1- Gündeş, güneşe eş değerde 2- İzci, takipçi, halef
  1296. KÜNDÜN: Gün ışığı
  1297. KÜNDÜZ: Gündüz
  1298. KÜNEŞ: Güneş
  1299. KÜNGERÜ:Arzu, dilek, temenni
  1300. KÜNG: Cariye, dişi köle
  1301. KÜNİ: 1- Adil, adaletli, hukukçu, yasalara bağlı 2- İtaatkar, muti
  1302. KÜNKAŞ: Danışma, nasihat
  1303. KÜNTEM: Günlük, gündelik
  1304. KÜNÜÇEN: Muti, itaatkar, saygılı
  1305. KÜNÜLÜK: 1- Şemsiye, 2- Günlük, yevmiye
  1306. KÜR: 1- Gür, sık, bol, bolluk 2- Canlı, diri, sağlam, sarsılmaz 3- Gürleyen, kükreyen, kabadayı, gözü kara, yürekli 4- Öz, maya, özünü yitirmemezlik 5- Düzen, düzenlilik 6- Çare, çözüm, deva
  1307. KÜRÇE: Esas, asıl, maya, öz
  1308. KÜRÇİ: Kabadayı, gözü kara
  1309. KÜRHAN: (Gürhan) birlKür/Han Türk mitolojisinde, Kara Han'ın oğullarından
  1310. KÜRİ: İç geçiren, imrenen, kıskanç
  1311. KÜRKAN: birl. 1- Kür/Kan (Gür/Kan) 2- Damat (Körekan)
  1312. KÜRMEN: Özlü, soylu
  1313. KÜRÜGEN: 1- Gürgen 2- Köregen, damat
  1314. KÜRÜM: Basiret, meleke
  1315. KÜRÜNÇ: 1- Özlü, soylu 2- Düzen, düzenli 3- Kıskanç
  1316. KÜŞLİK: 1- Güçlük, güç, zorluk 2- Mutlu, mutluluk
  1317. KÜŞÜM: 1- Ar, edep, hicap 2- Güç, güçlülük
  1318. KÜVENÇ: Güvenç
  1319. KÜVENÇİ: Güvence, garanti
  1320. KÜZ: Güz, sonbahar, hazan
  1321. KÜZNEK: Işık kırılması
  1322. MAMAK:Sakin, kendi halinde
  1323. MAMAY: Sakin, munis
  1324. MAMIŞ: 1- Saygılı, söz dinler 2- Saygı
  1325. MANAS: 1- Huy, mizaç 2- Heybet, heybetli
  1326. MANAY: Saha, bölge, mıntıka
  1327. MANÇO: Mengü, sonsuz
  1328. MANÇU: Mengü, sonsuz
  1329. MANGALAY: 1- Alın, yüz, cephe 2-Süvari, iyi ata binen
  1330. MANGU: Mengü, bengü, sonsuz
  1331. MANGUR: Mangır, bakır para
  1332. MANGUT: Ölümsüz, sonsuz
  1333. MARAL: Ceylan, ahu türü bir hayvan
  1334. MAYDA: Narin, ince, ince yapılı
  1335. MENÇİK: Mülkiyet, mal varlığı
  1336. MENDEŞ: (Menteş, mintaş) Acele, aceleci
  1337. MENGİ: Mengü, bengi, bengü
  1338. MENGİLİK: Sonsuzluk
  1339. MENGÜ: Ebedi, sonsuz, sonsuza kalan, sonsuzluk, ölümsüzlük
  1340. MENGÜÇ: Sonsuzluk, sonsuzluğa ulaşmış, ermiş, ulu, saygıdeğer
  1341. MENGÜÇ ATA: birl. Mengüç/Ata Bilgi ve tecrübesine başvurulan ulu ve bilge kişi
  1342. MENGEN: 1- Nişancı, iyi ok atan, okçu 2- Becerikli, mahir
  1343. METE: 1- Soylu, saygıdeğer 2- Bütün, bütünlük, bütünlükçü
  1344. METEHAN: birl. Mete/Han Hun kağanlarının en ünlüsüAynı soy ve kökten gelen boylar arasında, kan dökülmesini yasaklamış hepsinin tek bir devlet çatısı altında toplanması gerektiğini,bunun aynı zamanda Türk Tanrısı'nın bir emri olduğuna inanarak bu yolda mücadele etmenin ve bunun getireceği sonuçların,en büyük ve paha biçilmez bir mutluluk olduğuna inanmış, bunu da ayrıca,devlet politikası biçimine getirmişti.Türk töresine devlet idaresine sokan,ilk düzenli ve sınıflı kara ordusunu kuran,"Birleşik Türk Devletleri ülküsünü devlet siyaseti olarak ve bunu gerçekleştiren ilk Türk büyüğü.
  1345. MİN: 1-Bin,bin sayısı2-ben,gamze
  1346. MİNG:1-Ben,gamze 2-Huzur,refah 3-Bin sayısı
  1347. MİNGAN: Benli,gamzeli
  1348. MİNGİLİK: Rahat,huzur,refah
  1349. MİNGİR: Çok külliyetli.
  1350. MOĞOL:Kaygı,endişe,hüzün Oğuz'un amcası ve ilk kayın atası
  1351. MOKAN: Büken, güçlü
  1352. MONGUÇ: Atik, çevik, hamleci
  1353. MOTUN: Bütün, bütünlük ( Mete Han'ın asıl adının bu olduğunu söyleyen tarihçiler de var.)
  1354. MUGLU: Üzgün, hüzünlü
  1355. MUNAR: Serap, algın
  1356. MUNCUK: Boncuk, takı, mücevher
  1357. MUNÇUĞ: (Boncuk)
  1358. MUNG: 1- Hüzün, elem, üzüntü 2- Ming, ben, gamze
  1359. MUNGLUĞ: (Mungluk) Üzgün, bunalmış, hüzzam
  1360. MUNGUL: Hüzünlü, elemli
  1361. MUTLU: Mutlu, mesut, bahtiyar
  1362. MÜÇEK: öpücük, buse
  1363. MÜGE: İnci çiçeği
  1364. MÜLDÜZ: Berrak, saf
  1365. MÜREN: Irmak, akarsu
  1366. OBA:1- Yurt, mekan, mesken,diyar, çadır, mahalle 2- kabile, aşiret
  1367. OBAR: Ev, baraka
  1368. OBEN: 1- Genç aygır 2- Erkek deve yavrusu
  1369. OBULAZ: (Oblas, oflas) 1- Gözü pek, atılgan 2- Alicenap, yüce gönüllü.
  1370. OBUT: Şeref, haysiyet
  1371. OBUZ: Kaynak, menba
  1372. OCAK: (Otak, odak) Ateşlik, ateş olan yer, ateş tüten yerMecEv, yuva, insan eğitiminin, başladığı, insanın pişmeye ve biçimlenmeye başladığı yer.
  1373. OCAKLI: Ocak sahibi.
  1374. OD: Ot, ateş
  1375. ODAK: Ocak, yanma, yansıma merkezi
  1376. ODAKAN: Hanım ozan
  1377. ODANA: birl. Od/Ana Şamanist gelenekte, "Dişi Melek"
  1378. ODATA: birl. Od/Ata Şamanist gelenekte "erkek melek"
  1379. ODÇU: Ateşçi
  1380. ODGURMUŞ: 1- Oturmuş, oturaklı, sakin, kendinden emin 2- Yuva kuran, birlik kuran
  1381. ODHAN: birl. Od/Han Şamanist gelenekte, "Ateşteki Kutlu Ruh"
  1382. OG: Ok (Doğma, doğum, yaratılış)
  1383. OGAN: (Okan, Ugan) 1- Tanrı, Tanrılık vasıfları, yaratma, yaratış, doğuş, halik 2- Anlayış, zeka,bilgelik 3- Eski Türklerde, kan davalarına karşı çıkan, oba ve oymaklar arasındaki geçimsizliklerde,arabuluculuk yapan, "Barışı simgeleyen kutsal ruh" 4- Altay ve Tuna Türklerinde " Ateşteki kutlu ruh"
  1384. OGLAĞU: Körpe, genç kız
  1385. OGRAK: 1- Azim, kararlılık 2- Niyet
  1386. OGRAŞ: Uğraş, mücadele, meşgale
  1387. OGSAT: Benzer, benzerlik, benzeyiş
  1388. OGTADURMUŞ: birl. Okda/Durmuş ( Bu ad, iki anlamda da yorumlanabilirAkıllı, zeki DurmuşZor durumda kalan, zor koşullarda olan)
  1389. OGUR: 1- Gizlilik, gizem 2- Uğur, baht, talih, mutluluk
  1390. OGURLU: Uğurlu
  1391. OGURMUŞ: Gizemli, ağzı sıkı
  1392. OGUTUR: Gizli, gizemli
  1393. OGÜN: birl. O/Gün (..Eski bir Türk geleneği olan, tarihin önemli ve özel günlerinin anısına verilen, o gün ya da o günlerin yıldönümüne denk düşen günlerde doğanlar için kullanılan bir ad.
  1394. OĞÇU: Okçu, haberci, ulak
  1395. OĞIRCIK: Uğurcuk
  1396. OĞLAGU: Körpe kız
  1397. OĞLAK: Keçi yavrusu
  1398. OĞLAMAN: Bir yaşında doğum yapan, koyun ve keçi
  1399. OĞLAN: Oğul, erkek çocuk, genç erkek
  1400. OĞRAMIŞ: Uğurlu
  1401. OĞRUN: 1- Gizli, gizemli 2- Yavaş, ağır
  1402. OĞUL: 1- Oğlan, erkek çocuğu 2- Evlat, genel olarak, kız yada erkek çocuğu
  1403. OĞULÇA: 1- Oğulcuk, biricik oğul, biricik evlat 2- En küçük oğul
  1404. OĞULGANMIŞ: Oğlu olmayan
  1405. OĞUR: 1- Uğur, talih, bahtiyarlık 2- Vakit, zaman, devir
  1406. OĞUŞ: 1- Bolluk, bereket 2- Hısım, akraba, nesil
  1407. OĞUZ: 1- Ok-Uz 2- Ağuz, ağız 3- Olağanüstülük 4- Çağrı, davet, toparlama birleştirme, yaratış
  1408. OK: 1- Doğum, doğuş, yaradılış 2- Akıl, us 3- Dokunma, el sürme 4- Söyleyiş, çağırış, haber verme 5- Silah, yay ile kullanılan ok 6- Örgüt, teşkilat
  1409. OKAN: 1- Ogan 2- Anlayış, fehim
  1410. OKATMIŞ: (Okutmuş) Haberci, ulak
  1411. OKÇI: 1- Okuyucu, haberci 2- Ok atan, okçu 3- Örgütçü
  1412. OKIÇI: Davetçi, davetkar, çağırıcı
  1413. OKİ: Çağrı, davetiye
  1414. OKLAMIŞ: Ok atmış, savaşçı
  1415. OKLU: 1- Akıllı, zeki 2- Örgütlü
  1416. OKŞAK: Benzeyen, andıran, tanıdık, bildik
  1417. OKŞAN: Benzeyen, okşayan
  1418. OKTA: Akıllı, zeki, dahi
  1419. OKTAR: 1- Okçu, iyi ok atan 2- Bilgili, akıllı, yaratıcı 3- Davetçi, davetkar
  1420. OKUKLU: Alim, bilgin
  1421. OKUMAGAN: Arif, eğitimsiz ama kendini yetiştirmiş, olgunlaşmış
  1422. OKUNÇ: Toy ve düğün davetiyesi
  1423. OKUŞ: 1- Bilgi, bilgelik 2- Bereket
  1424. OKUŞLUĞ: 1- Alim, bilgin 2- Bolluk, bereket, bereketli
  1425. OKUTGAN: Okutan, eğitmen
  1426. OKUTAN: Eğitmen, öğretmen
  1427. OKUV: Okuyuş, kıraat, çağırış
  1428. OLAGAN: Olan, doğal, olumlu
  1429. OLAM: Debdebe, gösteriş, tantana
  1430. OLBAK: Oluş, oluşum
  1431. OLCA: Ganimet, bolluk
  1432. OLCAŞ: Tören, seremoni, tazim
  1433. OLCAY: Tanrı sıfatlarındanBaht, talih, açık talih, ululuk
  1434. OLCAYTU: Açık talih, bahtı açık, bereketli
  1435. OLÇA: Ganimet, bereket
  1436. OLÇAM: Ganimet, nimet, bolluk
  1437. OLÇAR: 1- Saldırı komutu, saldırı 2- haber, havadis 3- Uygun, muvafık
  1438. OLÇUM: 1- Olgunluk, olgun, yetişkin 2- Hüner, marifet
  1439. OLGAÇ: Olgun, olmuş
  1440. OLGUN: Yetişkin, olmuş, kamil
  1441. OLUM: Oluş, doğuş, olmaya elverişli.
  1442. OLUN: 1- Oluş, olgunluk, ağırbaşlılık 2- Genç, taze 3- Soyluluk
  1443. OLUŞ: Oluşum, düzen
  1444. OMAÇ: Amaç, gaye
  1445. OMAK: 1- Soy, kan, soyluluk 2- Aile, akraba
  1446. OMAY: (Umay) Seçkin, güzide
  1447. OMRAK: Sevilen, maşuka
  1448. OMUR: (Umur) 1- İlgi, heves 2- Güç, dayanıklılık, dayanıklı
  1449. OMURCA: Sağlam, dayanıklı
  1450. OMURTAG: Kartal yavrusu
  1451. ONAK: 1- Onanmış, kabul görmüş 2- Sevgili, el üstünde tutulan
  1452. ONAL: 1- Doğuş, ortaya çıkış 2- Sağlam, dayanıklı
  1453. ONANLI: Sağlam, meyin, mütehammil
  1454. ONANMIŞ: Sağlam, bayındır, destekli
  1455. ONAT: 1- Sağlam, dayanıklı 2- Yakışıklı 3- Terbiyeli, iyi davranışlı
  1456. ONATÇA: Makbul, hatırşinas
  1457. ONAY: 1- Sağlam, dayanıklı, uygun 2- Makul, kabul,tasdik
  1458. ONG:1- Sağlamlılık, kalıcılık, dayanıklılık 2- İyilik, rahmet, bereket, bolluk 3- Sevinç, neşe, mutluluk
  1459. ONGAN: 1- Uğurlu, mutlu, bahtiyar 2- Verimli, gelişkin 3- Bayrak, simge, totem
  1460. ONGU: 1- Kar, kazanç 2- Set, sütre
  1461. ONGUÇ: Karlı, kazançlı, verimli, uğurlu
  1462. ONGUDAY: Karlı, kazançlı
  1463. ONGUN: 1-Bolluk ve bereketi simgeleyen kutlu ruh2- Uğurluluk, verimlilik, kalıcılık 3- Av totemi, kutsanmış av hayvanı 4- Totem, sembol, bayrak, flama
  1464. ONGUR: Kurtuluş, salah
  1465. ONGUT: Koruyucu, muhafız, kale muhafızı
  1466. ONUK: 1- Sağlıklı, dayanıklı 2- Uğurlu, aziz, saygıdeğer 3- Usul, yol, teamül 4- Yararlı, faydalı
  1467. ONUŞ: 1- Bereket, bolluk, verim 2- Uğur, talih
  1468. OPAK: (Apak) Temiz, bakımlı
  1469. OPAN: Mağara, delhiz
  1470. OPÇIN: (Apçın,afşın) Zırh, demirağ
  1471. OPUR: Obur, iştahlı
  1472. OPUZ: Katı,sert
  1473. OR: 1- Yer, durak, bölge 2- Doğramak, biçmek 3- Mevki, mertebe 4- Düzen, kuruluş
  1474. ORAK: Doğramak, kesmek, doğrayıcı, biçici
  1475. ORAN: 1- Taht, şeref makamı 2- Yüksek mevki, yüksek derece
  1476. ORAY: birl. Or/Ay 1- Aynı, eşit, eş değerde (Kırgızlarda) 2- Fırsat, hamle (Kazaklarda)
  1477. ORAZ: (Uraz, uras, ıraz) Şeref, onur, talih
  1478. ORÇUN: 1- Kesici, keskin, doğrayıcı 2- Bölge, vilayet 3- Onurlu, ahlaklı, iyi huylu
  1479. ORDA: Orta, merkez (Kağan veya Han otağının bulunduğu yer)
  1480. ORDU: (Orda) 1- Orta, çekirdek, merkez 2- Silahlı ve düzenli topluluk
  1481. ORDUCA: 1- Ordu ile ilgilenen 2- Ortaca, ortanca
  1482. ORGA: Bayrak, flama
  1483. ORGARUN: 1- İstihkam 2- Bayraklı, bayrak sahibi
  1484. ORGİR: Kesici, biçici
  1485. ORGUN: Sırdaş, sır saklayan, ketum
  1486. ORHUN: Sır saklayan, sırdaş, gizli, gizemli
  1487. ORMAG: Doğramak, biçmek
  1488. ORMAN: Ağaçlık, bölge
  1489. ORMUŞ: Doğrayan, biçen
  1490. ORNAK: 1- Taht, tahtırevan 2- yer, yöre
  1491. ORPAG: Menşe, kök, nesep
  1492. ORTAÇ: 1- Ortadaki, ortanca 2- Ilımlı, dengeli
  1493. ORTAÇI: Ilımlı
  1494. ORTAĞ: Ortak, ortalama, ortada buluşma
  1495. ORTUG: Ortak, pay sahibi
  1496. ORUK: 1- Yol, eylem, gidişat 2- Çare, çözüm, imkan, uygunluk
  1497. ORUM: Mera, otlak
  1498. ORUN: 1- Makam, mevki, özel yer, şerefli yer, taht 2- Karargah, görev yeri
  1499. ORUNÇ: Hediye, bahşiş
  1500. ORUNÇAK: 1- Oya, işleme 2- Rehin, emanet
  1501. ORUNDUK: Koltuk, iskemle
  1502. ORUNGULUK: Bayrak, flama
  1503. ORUNLUG: Taht, makam
  1504. ORUNTAG: Yüksek mevki, makam
  1505. ORUS: 1- Talih, uğur, baht, mutluluk 2- Amaç, hedef
  1506. OSKAY: 1- Hamarat, işgüzar 2- Neşeli, şen
  1507. OT: 1- Ateş, ocak, ev 2- Nebat, bitki
  1508. OTACI: (Utacı) 1- Doktor 2- Eczacı, ot ve bitkilerden ilaç yapan kişi 3- kam, baksı
  1509. OTAĞ: 1- Oda, içinde ateş yakılarak oturulabilen büyük ve geniş çadır 2- Yeni evlenenlere armağan edilen ev, çadır
  1510. OTAĞA: birl. Ot/Ağa ..evin reisi, aile reisi, evde sözü geçen kişi
  1511. OTAK: Yeni evlenenlere armağan edilen ev, çadır, oda
  1512. OTAMIŞ: Doktor, hekim
  1513. OTANCAK: İlaç, merhem, deva
  1514. OTAR: Geçici, fani
  1515. OTÇİGEN: birl. Ot/Çigen ("Ot/Tigin" adının , Moğol ağzındaki söylenişi.)
  1516. OTGUN: Kabadayı.
  1517. OTKUN: Kabadayı.
  1518. OTLUĞ(K): Ateşli
  1519. OTMAN: Ailenin en küçük oğlu .Ocağın ateşini yakıp ısıtacak ve devamlılığı sağlayacak olan, Çok eskilerden beri süregelen,Türk töresince çocuklar arasındaki paylaşımlarda ev , en küçük çocuğa kalırBu yüzden ilerde evin yada mülkün idaresi küçük oğlandadırYani, ocak,onunla yanmaya devam edecek,aile oba yada oymağın yaşamı onun sayesinde sürecektirBu çocuklara içeren "Otman,Ot Tigin,Othan" vbadlar verilir. Otmanlı devletinin kurucusu ve ilk hanıErtuğrul Beğ'in en küçük oğluDaha Ertuğrul Bey ölmeden,Töreye göre,birçok mal mülk, büyük çocuklara, beylik, en küçük olan Otman'a geçmişti.
  1520. OTMAR: Ateşli, ateş saçan
  1521. OVAT: Düzgün, muntazam
  1522. OVLAZ: Gözü pek, atılgan
  1523. OVMAÇ: El ile yoğrularak yapılan yiyecek
  1524. OY: 1- Düşünmek, düşünce, fikir 2- Çukur
  1525. OYA: 1- Oyularak yapılan elişi, işleme 2- Emanet, rehin 3- Sempatik, minyon
  1526. OYAN: 1- İman, inanç 2- Düşünce, efkar
  1527. OYAZ: Çukur, kuyu
  1528. OYBAK: Çukurlu vadi
  1529. OYBAT: Oyuk ve çukurlu yer
  1530. OYGAK: 1-Oya, rehin 2- Uyanık, müteyakkız
  1531. OYGUR: Dere yatağı, dere oyuğu
  1532. OYINLI: Düşünceli, efkarlı
  1533. OYLUM: 1- Çukur, kuyu, boşluk 2- Kurucu, kuruntu, yormak
  1534. OYMAK: Yığın, kitleTürklerin sosyal birimleri içindeki sıralamada, Obadan büyü Boy'dan küçük olan akrabalar topluluğu
  1535. OYMUR: Dere, dere yatağı
  1536. OYNAK: Maral, ceylan, vbHayvanların bir arada olup su içtikleri kuyu, su birikintisi
  1537. OYRAM: Girdap, anafor
  1538. OYRAT: Derin, oyuk, derinleşmiş
  1539. OYTUN: Kutsanmış, mübarek
  1540. OYUR: Vücut, endam
  1541. OZ: İleri, ön, önde
  1542. OZA: Kadim, eski, ezeli, hep var olan
  1543. OZAĞI: Tecrübeli, bilgili, uzman
  1544. OZAMIŞ: Uzamış, uzman, usta işinin ehli
  1545. OZAN: (Uzan) Öncü, herkesin önünde olup hitap eden, şiir yazan ve okuyan, kopuz çalarak şiir okuyan ve yazanUsta, işinin ehli
  1546. OZAR: Uzman, usta, bilir kişi
  1547. OZGAN: Kademeli, dereceli, öncelikli
  1548. OZMAN: Uzman
  1549. OZMUŞ: Uzmanlaşmış, yetik
  1550. OZUL: Esas, kaide
  1551. OZUT: İkamet, ikametgah
  1552. OZUTGAN: İleride, ilerici
  1553. ÖBEK:Küçük grup, tim, takım, parça
  1554. ÖBGE: Ced, Ata, Soy
  1555. ÖCAL: birl. Öc/Al intikamcı
  1556. ÖCEK: 1- Esinti, hafif yel 2- Burç
  1557. ÖCÜT: İntikam, öç
  1558. ÖDEM: 1- Borç, bakiye 2- Ödül, mükafat
  1559. ÖDEMİŞ: 1- Eczacı, doktor 2- Ricacı, yakaran 3- Borçsuz, bakiyesiz 4- Ödül veren
  1560. ÖDEN: 1- Ricacı, duacı 2- Ödül
  1561. ÖDGÜLMÜŞ: 1- Övülmüş, övülen, başarılı, ödül almış 2- Ricacı, duacı
  1562. ÖDGÜR: Uygun, yerinde, vaktinde
  1563. ÖDRÜM: Seçkin, mümtaz
  1564. ÖDÜGET: Ricacı, yakarıcı, duacı Yakutlarda, " Akarsuların kutlu ruhu''
  1565. ÖDÜK: Rica, yakarı, dua, niyaz, arzu
  1566. ÖDÜL: 1- Usluluk, akıllılık 2- Yüceltme, ululama, mükafat
  1567. ÖDÜN: 1- Ödeme, ödeyiş 2- Yakarış, niyaz
  1568. ÖDÜŞ: Vakit, devir
  1569. ÖG: (Ok) Ana, anne, yaratan, doğuran
  1570. ÖDGÜL: Övülme, övünç kaynağı, övülme nedeni
  1571. ÖGE: (Öke) Dahi, çok zeki, çok akıllı
  1572. ÖGEÇ: İki yaşına gelmiş koç
  1573. ÖGEL: 1- Zeki, akıllı, aklı başında 2- Burç
  1574. ÖGET: 1- Akıl, zeka, akıllılık, 2- Sevgi, muhabbet
  1575. ÖGİR: Sevinç, neşe, eğlence
  1576. ÖGLÜ: Dahi, çok akıllı
  1577. ÖGREDİK: 1- Mürebbiye, eğitmen, yetiştirici, öğretmen 2- İdman, talim, antrenman
  1578. ÖGRÜ: 1- Öğrenilecek olan 2- Arkadaş, refik
  1579. ÖGÜŞLÜ: Övülen, methedilen, övülmeye layık
  1580. ÖGDÜ: Övme, methiye
  1581. ÖGDÜM: 1- Övülen, methedilen 2- Önce, öncelikli
  1582. ÖĞER: Övücü, methedici
  1583. ÖĞLEŞ: Akıl birliği, fikir birliği
  1584. ÖĞREK: Toplantı yeri, cemiyet , dernek
  1585. ÖĞREN: Öğrenmekten
  1586. ÖĞRET: Gelenek, terbiye
  1587. ÖĞREYÜK: Gelenek, görenek, terbiye
  1588. ÖĞRÜK: Munis, cana yakın, el üstünde tutulan
  1589. ÖĞRÜNÇ: 1- Deneyimli, bilgili, öğrenmiş, ders almış, yetişmiş 2- Hoşnutluk, memnuniyet
  1590. ÖĞTÜ: Metih, övme, ululama
  1591. ÖĞTÜR: Övme, methedici
  1592. ÖĞÜÇÜ: Övücü, methedici
  1593. ÖĞÜLMÜŞ: Başarılı, destekli, övülmeye layık
  1594. ÖĞÜN: 1- Öğünmek..ten öğün 2- İtina, dikkat 3- Sıra
  1595. ÖĞÜNÇ: Övünç, iftihar, övünme gerekçesi, iftihar vesilesi
  1596. ÖĞÜNÇEK: Öğünmeye değer, öğünme nedeni
  1597. ÖĞÜNMÜŞ: Övünmüş, övünmeyi hak etmiş, gururlu
  1598. ÖĞÜNÜR: Gururlu, mağrur
  1599. ÖĞÜR: Över
  1600. ÖĞÜT: 1- Anlayış, kavrayış 2- Nasihat, tavsiye, deneyim aktarımı
  1601. ÖK: (ög) 1- Öz, doğuş, oluş, gelişme 2- Zeka, bilme, us, yetenek, ana, doğuran
  1602. ÖKÇİ: Okeci, çağırıcı, davet edici, davetiye veren kişi
  1603. ÖKÇÜR: Zeki, anlayışlı
  1604. ÖKE: Dahi, yanılmaz, bilge, çok akıllı
  1605. ÖKER: Dahi, süper zeka
  1606. ÖKERMAN: Dahi, bilge, yanılmaz
  1607. ÖKLÜ: 1- Dahi, akıllı 2- Egemen, denetimci
  1608. ÖKSÜM: Arzu, murat
  1609. ÖKSÜZ: Desteksiz, arkasız, oluşumsuz, gelişmeye engel durumu olan, (Halk arasında, anası olmayan, ölen ya da ayrı olan çocuklar için de bu adın kullanılmasındaki neden, ananın, çocuğun yetişme ve gelişimindeki önemine atfendir.)
  1610. ÖKTE: 1- Ökeli, akıllı, dahi, yanılmaz, deneyimli, bilgili 2- Azametli, gösterişli
  1611. ÖKTEM: 1- Akıllı, bilge 2- Asi, başına buyruk, pervasız 3- Meşhur, gösterişli 4- Bahar, ilk yaz
  1612. ÖKTEN: 1- Akıllı, bilinçli 2- Kahraman, cesur, korkusuz, başına buyruk
  1613. ÖKÜÇ: 1- Çok, çokluk, bolluk 2- Akıl, us, bilinç
  1614. ÖKÜN: Kendine dönüş, öze dönüş
  1615. ÖKÜNMÜŞ: Özüne bağlı, özüne dönen
  1616. ÖKÜŞ: 1- Çok, çokluk, bolluk, bereket 2- Akıl, bilinç, bilinçli
  1617. ÖKÜŞ KARA AÇKI: birl. Öküş/Kara/Açkı mecKeskin zekalı
  1618. ÖKÜZ: 1- Irmak, nehir, büyük akarsu 2- Uzman, bilge, ehil, dahi
  1619. ÖLÇER: 1- Mühendis 2- ağırbaşlı, ölçülü 3- Savaş buyruğu, saldırı buyruğu
  1620. ÖLÇÜM: 1- Adap, usul, erkan, yol 2- Ağırbaşlılık
  1621. ÖLMEZ: 1- Dirayetli, dayanıklı 2- Çok sevilen, unutulmaz, iz bırakmış
  1622. ÖN: 1- Doğu, güneşin doğduğu yön 2- İlk, başlangıç, doğuş, meydana geliş 4- İlke, öncelik, prensip,temel
  1623. ÖNAL: birl. Ön/Al Öncü, lider, önde olan
  1624. ÖNALAN: birl. Ön/Alan, lider, öncü
  1625. ÖNALDI: birl. Ön/Aldı, lider, öncü
  1626. ÖNCEK: Önce, önceki, selef
  1627. ÖNCEL: 1- Selef, daha önceki 2- Önde olan, öncü, rehber 3- Öncelikli, imtiyazlı
  1628. ÖNCELİK: İmtiyaz, torpil
  1629. ÖNCÜ: 1- İlk, orijinal 2- Lider, yol açan, önde olan
  1630. ÖNCÜL: 1- Öncü, önde, rehber 2- Birinci, ilk
  1631. ÖNÇEK: Önceki, önceki, selef
  1632. ÖNDAŞ: Aynı öncelikte, aynı imtiyazı paylaşan
  1633. ÖNDE: Öncü, önceki
  1634. ÖNDEGÜN: birl. Önde/Gün 1- Önemli gün 2- Önceki gün
  1635. ÖNDER: Önde olan öncü, lider
  1636. ÖNDEŞ: Yol açan, rehber, mihmandar
  1637. ÖNDÜÇ: Öncü, mihmandar
  1638. ÖNDÜL: 1- En önde, en öndeki, öncü 2- Öncelik, imtiyaz
  1639. ÖNDÜN: 1- Peşin, peşinat 2- Önde, önde gelen
  1640. ÖNE: İleri, ileride, ötede
  1641. ÖNEK: Dayanak, direk, destek
  1642. ÖNEL: 1- Usta, uzman, pir 2- Vade, mühlet
  1643. ÖNEM: Öncelik, imtiyaz, değer, kıymet, hassasiyet
  1644. ÖNEN: 1- Önde olan, öne geçen 2- Bağlılık, sadakat
  1645. ÖNER: birl. Ön/Er Öncü, rehber, kılavuz
  1646. ÖNEY: 1- Öne geçen, önde gelen 2- Yükseklik
  1647. ÖNG: İlk, birinci, başta gelen
  1648. ÖNGEL: 1- Ağırbaşlı, olgun 2- Öncü, öncülük eden
  1649. ÖNGEN: 1- Zafer, utku 2- Uzun boylu, levent
  1650. ÖNGER: Hiddetli, asabi
  1651. ÖNGİ: (Öngü) 1- Değişik, farklı, sıra dışı 2- Önce, öncelikli
  1652. ÖNGÜÇ: 1- Öncü, kılavuz 2- Atak, atik, hareketli 3- Delil, kanıt, ispat
  1653. ÖNGÜK: Yastıkların ucuna yapıla işleme
  1654. ÖNGÜL: Yol gösteren, ön ayak olan
  1655. ÖNKUZU: birl. Ön/Kuzu mecKurban, kurbanlık
  1656. ÖNÜÇ: Önce, önceki, selef
  1657. ÖNÜM: 1- Birinci, ilk 2- Hasılat, ganimet, kar
  1658. ÖNÜR: Başlangıç, siftah
  1659. ÖNÜRT: Önce, öncelik
  1660. ÖNÜT: Önce, öncelik
  1661. ÖPGİNE: Öpücük, buse
  1662. ÖPKE: İç geçirme, öfke, hırs
  1663. ÖPÖZ: Can, ruh, nefs
  1664. ÖRÇÜM: Üreyiş, gelişim, büyüme
  1665. ÖRÇÜN: İpten örülmüş merdiven
  1666. ÖREN: 1- Örme yapan, örücü 2- Eskiden kalma kalıntı, kalıntı kent ya da mezar
  1667. ÖRGE: 1- Örnek, motif, örgü örneği 2- Şahika, yükseklik
  1668. ÖRGEN: 1- Örülü ip, urgan 2- Keçi kılından yapılan ip
  1669. ÖRGÜÇ: 1- Dokuma aleti, dokuma tezgahı 2- Mevki, mertebe 3- Tümsek, tepe
  1670. ÖRİKLİ: Şeciyeli
  1671. ÖRKEN: 1- Urgan, örülü ip 2- Fidan
  1672. ÖRKİN: 1- Fidan 2- Taht, tahtırevan
  1673. ÖRNEK: Numune, standart, ölçü
  1674. ÖRPEN: 1- Örtülü, kapalı, gizli 2- Alev, alev ışığı
  1675. ÖRS: Üzerinde metal maden dövülen demir kütle mecDayanıklılık
  1676. ÖRTE: Örtü, örtülü
  1677. ÖRTGÜN: Samanı ayrılmış, harmanlanmış tahıl
  1678. ÖRTÜN: Omuz üstüne alınan örgülü giyecek, pelerin
  1679. ÖRÜÇ: Örgü malzemesi, dokuma tezgahı
  1680. ÖRÜM: Çit, ağıl
  1681. ÖRÜN: 1- Saç örgüsü, belik 2- Beyazlık, temizlik 3- Gökyüzünün bulutsuz hali 4- Ürün, hasılat
  1682. ÖRÜNDÜ: Arı, temiz, saf, pakize
  1683. ÖRÜNDÜL: 1- Seçkin, güzide 2- Saf, temiz, pak
  1684. ÖS: Gerçek, hakiki
  1685. ÖSRÜK: 1- Mert, özü sözü bir 2- Esrik, kendinden geçmiş
  1686. ÖSTERİŞ: Fantezi, hayal, fantastik
  1687. ÖTER: 1- Ricacı, yakaran 2- İleri, ileri geçmiş 3- Çığırıcı, ötücü, okuyucu
  1688. ÖTGEN: Geçmiş, aşmış, ötede olan
  1689. ÖTGÜR: Delici, delip geçen
  1690. ÖTİLİG: İtibarlı, saygıdeğer, muhterem
  1691. ÖTKER: 1- Ricacı, duacı 2- Geçici, fani
  1692. ÖTNÜ: Rica, yakarı, istirham
  1693. ÖTÜG: (Ötük) Arz, niyaz, rica, dua, dilek
  1694. ÖTÜGEN: (Ötüken)
  1695. ÖTÜKEN: 1- Ricacı, duacı, niyazcı, Tanrıya yakaran 2- Geçmiş, mazi, onurlu ve övünçlü mazi
  1696. ÖTÜN: 1- Ödün, verme, bağış, mağfiret 2- Yakarı, yalvarış, niyaz
  1697. ÖTÜNÇ: 1- Rica, dilek, maruzat, istirham 2- İltimas, tarafgirlik
  1698. ÖVET: Övüş, övgü
  1699. ÖVGÜ: Övme, methetme
  1700. ÖVGÜN: Övülen, övülmeye layık
  1701. ÖVÜÇ: Övünç, iftihar
  1702. ÖVÜL: Övülen, övülmeye layık
  1703. ÖVÜNÇ: Övülmeye yol açan davranış, gurur ve onur kaynağı
  1704. ÖVÜT: Öğüt, nasihat
  1705. ÖYKE: Öfke, hiddet, hınç
  1706. ÖYKÜ: 1- Taklit, benzeme, benzetme, 2- Hikaye
  1707. ÖYKÜNÇ: Eğilim, benzeme, taklit etme eğilimi
  1708. ÖYLEK: Zaman, devir
  1709. ÖYÜK: Coşku, coşkunluk, tezahürat
  1710. ÖZ: Kişinin "ben" derken, anlatmak istediği, tinsel varlık1- Ben, tin, can, ruh, gönül 2- Asıl, esas,temel, unsur 3- Şahsi, kişisel, kendi, kendine aitlik 4- Uz, uzluk, ustalık 5- Dere, ırmak
  1711. ÖZAK: birl. Öz/Ak mecSoylu
  1712. ÖZBEK: birl. Öz/Bek mecCesur, kendine güveni tam
  1713. ÖZBİR: birl. Öz/Bir mecSoylu
  1714. ÖZDEK: 1- Madde, temel, asıl, yapı, kuruluş, oluş, oluşum 2- Beden, vücut 3- Ağacın, köküne yakın olan kısım
  1715. ÖZDEL: 1- Soylu 2- Armağan, hediye
  1716. ÖZDEN: 1- İçten, samimi 2- Ender rastlanan, olağanüstü 3- Akraba, hısım 4- Armağan, hediye
  1717. ÖZEK: 1- Temel, asıl, üs, merkez 2- Can, ruh, gönül
  1718. ÖZEL: 1- Ayırt, fark, farklılık 2- Uzman, usta, kalifiye 3- Kişiye özgü, kişisel
  1719. ÖZEN: 1- İçten, samimi 2- Dikkat, itina, emek, heves 3- Irmak, küçük akarsu
  1720. ÖZENÇ: 1- Gıpta, heves 2- Direnç, gayret, dik başlılık
  1721. ÖZERK: birl. Öz/Erk Kendine egemen, kendine sözü geçen
  1722. ÖZGE: Ben'in karşıtıBaşka, öteki, yabancı, ,gayrı
  1723. ÖZGEL: Öze ait, özden gelen, samimiyet
  1724. ÖZGERİŞ: 1- Hayal, kurgu, fantezi 2- Devrim, başkaldırı
  1725. ÖZGÜ: Öze ait, özle ilgili, ait, has, mahsus
  1726. ÖZGÜN: Öze ait, özüne ait, orijinal, kendine has
  1727. ÖZGÜR: Hür, bağımsız, kendinden başkasını dinlemez
  1728. ÖZGÜVEN: birl. Öz/Güven Cesaret, kendine güvenme, kendinden emin olma, kendinden bilgi, beceri ve konumundan kuşku duymama
  1729. ÖZİ: Fert, Şahıs
  1730. ÖZİÇ: Varlık, şahsiyet
  1731. ÖZİL: birl. Öz/İl mecAnayurt
  1732. ÖZKER: 1- Ulu ruhlu kişi 2- İyilik sever, hayırsever
  1733. ÖZKONUK: Can, ruh
  1734. ÖZLEK: 1- Üretken, münbit 2- Felek, talih 3- Özel, şahsi, kişisel
  1735. ÖZLEM: 1- Öz'ün ilgisi, ilgi duyarak yönelişi, hasret 2- Özel, hususi, kişisel
  1736. ÖZLEN: 1- Özlenen, aranan 2- Dürüst, özü sözü bir 3- özel, hususi, kişisel
  1737. ÖZLEŞ: Kendine dönüş, kendinden veriş
  1738. ÖZLÜ: Orijinal, sağlam
  1739. ÖZLÜK: Şahsi, özel, kişisel
  1740. ÖZMEN: Dürüst, özü sözü bir
  1741. ÖZRÜM: Seçkin, seçilmiş
  1742. ÖZÜÇ: Vücut, gövde, endam
  1743. ÖZÜM: Kendine katma, kendine çekme, kendinden yapma
  1744. ÖZVEREN: birl. Öz/Veren mec....Fedakar, fedai
  1745. ÖZVERİ: birl. Öz/Veri ...Fedakarlık