Osmanlıca Sözlük

Osmanlı İmparatorluğu'nun (The Ottoman Empire) resmi yazışma ve edebiyat dilinden geniş kapsamlı bir kelimeler dizini, sözlük.
Not: Osmanlı yönetici sınıfının ve eğitimli seçkinlerin kullandığı bir yazışma ve edebiyat dili olan Osmanlı Türkçesi, günlük hayatta halkın konuştuğu bir dil olmamıştır. Padişahlar ve aileleri dahil, Türk Halkı bildiğimiz Türkçe'yi konuşurlardı.

  1. A
  2. â (far) آ 1.ünlem edatı ey, hey. 2.iki kelimenin arasına girerek, anlamı pekiştiren yeni kelimeler türetmeye yarayan orta ek.
  3. a'dâ (ar) اعدا düşmanlar.
  4. a'dâd (ar) اعداد sayılar.
  5. â'ik (ar) عائق engel.
  6. a'lâ (ar) اعلی en yüksek, en yüce.
  7. a'lâf (ar) آلاف otlar.
  8. a'lâl (ar) اعلال 1.hastalıklar. 2.sebepler.
  9. a'lâm (ar) اعلام 1.bayraklar. 2.özel isimler.
  10. a'lem (ar) اعلم en iyi bilen.
  11. a'mâ (ar) اعمی kör.
  12. a'mâk (ar) اعماق derinlikler.
  13. a'mâl (ar) اعمال işler, ameller, davranışlar.
  14. a'mâr (ar) اعمار 1.ömürler. 2.yaşlar.
  15. a'nî (ar) اعنی yani.
  16. a'râb (ar) اعراب Araplar, çöl arapları.
  17. a'râbî (ar) اعرابی çöl arabı.
  18. a'râz (ar) اعراض belirtiler.
  19. a'sâb (ar) اعصاب sinirler.
  20. a'sâr (ar) اعصار yüz yıllar.
  21. a'şâr (ar) اعشار öşür vergileri, onda birler.
  22. a'şârî (ar) اعشاری ondalık.
  23. a'vec (ar) اعوج yamuk, eğri büğrü.
  24. a'ver (ar) اعور tek gözlü.
  25. a'yâd (ar) اعياد bayramlar.
  26. a'yân (ar) اعيان 1.ileri gelenler, eşraf, sosyete. 2.gözler.
  27. a'yün (ar) اعين 1.gözler. 2.pınarlar.
  28. a'zâ (ar) اعضا 1.üyeler. 2.organlar.
  29. a'zam (ar) اعظم en büyük.
  30. âb (far) آب 1.su. 2.deniz. 3.ırmak. 4.tükürük. 5.özsuyu. 6.ter. 7.döl suyu. 8.sidik. 9.parlaklık. 10.yüzsuyu. 11.letafet, hava.
  31. âb (far) آب Ağustos.
  32. âb -ı âbistenî آبستنی آب 1.meni; 2.bitkilerin yetişmesine neden olan su.
  33. âb -ı adâlet عدالت آب 1.adalet suyu; 2.doğruluğun bereketi.
  34. âb -ı ahmer احمر آب 1.kızıl su. 2.kırmızı şarap. 3.gözyaşı.
  35. âb -ı âteşîn آتشين آب 1.ateşli su; 2.kırmızı şarap; 3.gözyaşı.
  36. âb -ı bâdereng رنگ باده آب 1.kızıl su. 2.gözyaşı, kanlı gözyaşı.
  37. âb -ı engûr انگور آب 1.üzüm suyu. 2.şarap.
  38. âb -ı harâbât خرابات آب (meyhane suyu) şarap.
  39. âb -ı kevser کوثر آب 1.cennet suyu, 2.şarap.
  40. ab'âb (ar) عبعاب vantrolog.
  41. abâ (ar) عبا 1.kaba yün kumaş. 2.aba.
  42. âbâ' (ar) آباء 1.babalar. 2.gezegenler.
  43. âbâd (ar) آباد ebedler.
  44. âbâd (far) آباد bayındır, mamûr. âbâd etmek/eylemek 1.mamûr etmek. 2.zenginleştirmek. 3.huzur vermek. âbâd olmak 1.mamûrlaşmak. 2.zenginleşmek. 3.huzura kavuşmak.
  45. âbâdân (far) آبادان bayındır.
  46. âbâdânî (far) آبادانی bayındırlık.
  47. âbâdî (far) آبادی 1.bayındırlık. 2.ince Hint kağıdı.
  48. âbâl (ar) آبال develer.
  49. âbân (far) آبان Âbân ayı.
  50. abâpûş (A.-F.) عباپوش 1.abalı. 2.derviş. 3.yoksul.
  51. âbâr (ar) آبار kuyular.
  52. âbcâme (far) آبجامه su kabı.
  53. âbçîn (far) آبچين peştemal.
  54. abd (ar) عبد 1.kul. 2.köle.
  55. âbdân (far) آبدان 1.su kabı. 2.mesane.
  56. âbdâr (far) آبدار 1.sulu. 2.parlak. 3.hoş
  57. âbdendân (far) آبدندان 1.bön. 2.âciz.
  58. abdest (far) آبدست 1.abdest. 2.paylama.
  59. abdesthâne (far) آبدستخانه 1.tuvalet. 2.abdest alınan yer. abdestlik (F.-T.) kısa cübbe.
  60. âbek (far) آبک 1.sulu. 2.cıva.
  61. abes (ar) عبث saçma, abes.
  62. âbgîne (far) آبگينه 1.kristal. 2.kadeh. 3.sürahi. 4.ayna. 5.gözyaşı.
  63. âbgîr (far) آبگير 1.havuz. 2.su birikintisi.
  64. âbgûn (far) آبگون 1.su rengi. 2.mavi.
  65. abher (ar) عبهر 1.nergis. 2.zerrinkadeh çiçeği. 3.yasemin.
  66. âbhîz (far) آبخيز büyük dalga.
  67. âbhord (far) آبخورد nasip.
  68. âbırû (far) آبرو yüzsuyu.
  69. âbî (far) آبی mavi.
  70. âbid (ar) عابد 1.ibadet eden. 2.erkek adı.
  71. abîd (ar) عبيد 1.kullar. 2.köleler.
  72. âbidât آبدات anıtlar.
  73. âbide (ar) آبده anıt.
  74. âbidevî (ar) آبدوی anıtsal.
  75. âbile (far) آبله 1.su çiçeği. 2.sivilce. 3.su kabarcığı.
  76. âbir (ar) عابر yaya.
  77. âbisten (far) آبستن gebe.
  78. âbistengâh (far) آبستنگاه döl yatağı.
  79. âbişhor (far) آبشخور 1.sulama yeri. 2.nasip.
  80. âbkâr (far) آبکار 1.saka. 2.ayyaş.
  81. âbkeş (far) آبکش 1.saka, su çeken. 2.kevgir.
  82. âbnûs (far) آبنوس abanoz.
  83. âbrâh (far) آبراه su yolu, kanal.
  84. abraş (ar) ابرش alacalı.
  85. âbrîz (far) آبریز 1.tuvalet. 2.ıbrık.
  86. âbşâr (far) آبشار çağlayan.
  87. abûs (ar) عبوس somurtkan.
  88. âbühava (F.-A.) هوا و آب iklim.
  89. âbzih (far) آبزه 1.su kaynağı. 2.gözyaşı.
  90. âc (ar) عاج fildişi.
  91. âc (far) آج ılgın ağacı.
  92. acâib (ar) عجائب tuhaf, ilginç, acaip.
  93. acâleten (ar) عجالة alelacele.
  94. aceb (ar) عجب 1.tuhaflık. 2.acaba.
  95. acebâ (ar) عجبا acaba.
  96. acele (ar) عجله acele.
  97. aceleten (ar) عجلة çarçabuk, alelacele.
  98. acem (ar) عجم 1.arap olmayan. 2.İranlı, acem.
  99. acemaşîran (ar) عشيران عجم Türk mûsikisinde bir makam. acemce (A.-T.) Farsça.
  100. acemî (ar) عجمی 1.deneyimsiz, acemi. 2.İranlı.
  101. acemistan (A.-F.) عجمستان İran.
  102. acemiyân (A.-F.) عجميان 1.deneyimsizler. 2.İranlılar.
  103. aceze (ar) عجزه düşkünler, âcizler.
  104. acîb (ar) عجيب tuhaf, acayip, ilginç.
  105. acîbe (ar) عجيبه şaşılacak şey.
  106. âcil (ar) عاجل acil.
  107. âcilen (ar) عاجلا derhal, acil olarak.
  108. acîn (ar) عجين macun, yoğurulmuş.
  109. âciz (ar) عاجز 1.aciz. 2.ben.
  110. âcizâne (A.-F.) عاجزانه 1.acizce. 2.alçakgönüllüce.
  111. âcizî (A.-F.) عاجزی acizlik.
  112. âciziyyet (ar) عاجزیت acizlik. âcizleri (A.-T.) bendeniz, ben.
  113. acûl (ar) عجول aceleci.
  114. acûlâne (A.-F.) عجولانه acele acele.
  115. acûz (ar) عجوز 1.kocakarı. 2.cadı.
  116. acûze (ar) عجوزه 1.kocakarı. 2.cadı.
  117. âcür (far) آجر 1.tuğla. 2.kiremit.
  118. acz (ar) عجز acizlik, çaresizlik, bir şey yapamama.
  119. âdâb (ar) آداب 1.edepler, terbiyeler. 2.yol yordam.
  120. adalât (ar) عضلات kaslar.
  121. adale (ar) عضله 1.kas. 2.kaslar.
  122. adâlet (ar) عدالت adalet.
  123. adaletkâr (A.-F.) عدالتکار adil, adaletli.
  124. âdât (ar) عادات âdetler, alışkanlıklar.
  125. adâvet (ar) عداوت düşmanlık. adâvet etmek/eylemek düşmanlık gütmek.
  126. add (ar) عد sayma, görme, değerlendirme, kabul etme. addedilmek sayılmak, görülmek, değerlendirilmek. addetmek/eylemek saymak, görmek, değerlendirmek. addolunmak sayılmak, kabul edilmek.
  127. aded (ar) عدد sayı.
  128. adeden (ar) عددا sayıca.
  129. adedî (ar) عددی sayısal.
  130. âdem (ar) آدم 1.ilk insan, Adem Peygamber. 2.insan, adam.
  131. adem (ar) عدم yokluk, bulunmama, adem.
  132. adem -i muvaffakiyet موفقيت عدم başarısızlık.
  133. adem -i muvazenet موازنت عدم dengesizlik.
  134. adem -i riâyet رعایت عدم uymama..
  135. adem -i te'lîfiyet تأليفيت عدم uzlaşamama, bir araya gelememe.
  136. adem -i teveccüh توجه عدم ilgisizlik.
  137. ademâbâd (A.-F.) آباد عدم yokluk ülkesi.
  138. âdemhâr (A.-F.) خوار آدم yamyam, insan yiyen.
  139. âdemî (A.-F.) آدمی 1.insanoğlu. 2.insanlık.
  140. âdemiyân (A.-F.) آدميان insanlar.
  141. âdemiyyet (ar) آدميت 1.insanlık. 2.adamlık.
  142. ades (ar) عدس mercimek.
  143. adese (ar) عدسه mercek.
  144. âdet (ar) عادت alışkanlık, âdet.
  145. âdeta (ar) عادتا basbayağı.
  146. âdeten (ar) عدتا âdet olarak, geleneklere göre.
  147. adhâ (ar) اضحی kurbanlar.
  148. âdi (ar) عادی sıradan, âdi, değersiz.
  149. adîd (ar) عدید birçok.
  150. adîde (ar) عدیده birçok.
  151. âdil (ar) عادل adaletli.
  152. adîl (ar) عدیل eşit, denk.
  153. âdilâne (A.-F.) عدلانه adilce.
  154. adîm (ar) عدیم yok olan.
  155. adîmülimkân (ar) الامکان عدیم imkânsız.
  156. âdiye (ar) عادیه alışılmış, sıradan.
  157. adl (ar) عدل adalet.
  158. adlâ' (ar) اضلاع kenarlar.
  159. adlî (ar) عدلی adalet ile ilgili.
  160. adliyye (ar) عدليه mahkeme, adliye.
  161. adn (ar) عدن cennet.
  162. adû (ar) عدو düşman.
  163. âfâk (ar) آفاق ufuklar.
  164. âfâkî (ar) آفاقی 1.nesnel. 2.şuradan buradan konuşma.
  165. âfât (ar) آفات afetler, belalar.
  166. âferîde (far) آفریده yaratık, yaratılmış, mahluk.
  167. âferîdgâr (far) آفریدگار yaratan, Tanrı.
  168. âferîn (far) آفرین bravo, çok yaşa, aferin.
  169. âferîn (far) آفرین yaratan.
  170. âferînende (far) آفریننده yaratıcı.
  171. âferîniş (far) آفرینش yaratılış.
  172. âfet (ar) آفت 1.afet, bela, felaket. 2.güzel sevgili.
  173. âfet -i cân جان آفت 1.can belası. 2.güzel.
  174. âfet -i devrân دوران آفت 1.güzel, dilber.
  175. âfetengîz (A.-F.) انگيز آفت afet getiren.
  176. âfetresân (A.-F.) رسان آفت bela getiren.
  177. âfetzede (A.-F.) زده آفت belaya uğramış, afet görmüş.
  178. afîf (ar) عفيف iffetli.
  179. âfil (ar) آفل 1.batan. 2.görünmez olan.
  180. âfitâb (far) آفتاب güneş.
  181. âfitâbcemâl (F.-A.) جمال آفتاب güzel yüzlü, parlak yüzlü, yüzü güneş gibi parlayan, sevgili, maşuk.
  182. âfiyet (ar) عافيت esenlik. âfiyet bulmak sağlığına kavuşmak.
  183. afiyetbahş بخش آفيت afiyet verici.
  184. afrika (ar) افریقا Afrika kıtası.
  185. afsun (far) افسون büyü, efsun.
  186. âftâb (far) آفتاب güneş.
  187. âftâbe (far) آفتابه ıbrık, su kabı.
  188. âftâbgîr (far) آفتابگير güneş alan, güneş gören.
  189. âftâbî (far) آفتابی güneşlik.
  190. âftâbrû (far) رو آفتاب parlak yüzlü.
  191. afv (ar) عفو bağışlama, af.
  192. âgâh (far) آگاه haberdar. âgâh etmek haberdar etmek. âgâh olmak haberdar olmak.
  193. âgâhî (far) آگاهی haberdarlık.
  194. âgeh (far) آگه haberdar.
  195. âgehî (far) آگهی haberdarlık.
  196. âgîn (far) آگين dolu.
  197. âgûş (ar) آغوش kucak.
  198. âğâliş (far) آغالش kışkırtma.
  199. ağayân (T.-F.) آغایان ağalar.
  200. âğâz (far) آغاز 1.başlama. 2.başlangıç.
  201. ağbiyâ (ar) اغبيا kalın kafalılar.
  202. âğişte (far) آغشته bulaşmış, bulanık.
  203. ağlâl (ar) اغلال 1.boyunduruklar. 2.zincirler.
  204. ağlât (ar) اغلاط hatalar.
  205. ağleb (ar) احتمال اغلب çoğunlukla, genellikle, sık sık.
  206. ağleb -i ihtimâl احتمال اغلب büyük bir ihtimalle, büyük bir olasılıkla.
  207. ağnâ (ar) اغنی en zengin.
  208. ağnâm (ar) اغنام koyunlar.
  209. ağniyâ (ar) اغنيا zenginler.
  210. ağniye (ar) اغنيه şarkılar.
  211. ağrâs (ar) اغراس fidanlar.
  212. ağrâz (ar) اغراض maksatlar.
  213. ağsân (ar) اغصان dallar.
  214. ağşiye (ar) اغشيه 1.perdeler. 2.zarlar.
  215. ağyâr (ar) اغيار yabancılar.
  216. ah (ar) اخ 1.kardeş. 2.dost.
  217. âh (far) آه 1.feryat etme, feryat. 2.ilenme. âh almak biri tarafından kendisine ilenilmek.
  218. âh ü zâr زار و آه âh edip inleme.
  219. âhâd (ar) آحاد birler.
  220. ahad (ar) احد bir.
  221. ahali (ar) اهالی halk, ahali, insan topluluğu.
  222. ahavât (ar) اخوات kızkardeşler.
  223. ahbâb (ar) احباب 1.dostlar. 2.dost.
  224. ahbap (ar) احباب dostlar, sevdikler.
  225. ahbâr (ar) اخبار haberler.
  226. ahcâr (ar) احجار taşlar.
  227. ahd (ar) عهد 1.yemin, and. 2.çağ, devir. 3.söz verme.
  228. ahd -i atîk عتيق عهد Tevrat, Zebur ve Mezâmir.
  229. ahd -i cedîd جدید عهد İncil ve ekleri.
  230. ahdar (ar) احضر yemyeşil.
  231. ahdâs (ar) احداث 1.yeni olaylar. 2.dertler. 3.gençler.
  232. ahdeb (ar) احدب kambur.
  233. ahdnâme (A.-F.) عهدنامه ahitname, antlaşma metni.
  234. ahdüpeymân (A.-F.) پيمان و عهد and.
  235. âhek (far) آهک kireç.
  236. âhen (far) آهن demir.
  237. âhendil (far) دل آهن acımasız.
  238. âheng (far) آهنگ 1.uyum, ahenk. 2.eğlence.
  239. âheng -i esvât اصوات آهنگ ses uyumu.
  240. âhengdâr (far) آهنگدار uyumlu.
  241. âhenger (far) آهنگر demirci.
  242. âhenggüzâr (far) گذار آهنگ uyumlu, ahenkli.
  243. âhenîn (far) آهنين 1.demirden. 2.demir gibi.
  244. âhenîndil (far) دل آهنين 1.katı yürekli. 2.yiğit.
  245. âhenk (far) آهنگ ahenk, uyum.
  246. âhenkdâr (far) دار آهنگ uyumlu, ahenkli.
  247. âhenkeş (far) آهنکش miknatıs.
  248. âhenrüba (far) ربا آهن miknatıs.
  249. âhensâ (y) (far) سای آهن törpü.
  250. âher (ar) آخر başka, diğer.
  251. âheste (far) آهسته yavaş, usul, ağır.
  252. âhestegî (far) آهستگی yavaşlık.
  253. ahfâ (ar) اخفا en gizli.
  254. ahfâd (ar) احفاد torunlar.
  255. ahger (far) اخگر kor ateş.
  256. ahibbâ (ar) احبا dostlar, sevilenler; sevgililer.
  257. ahid (ar) عهد söz, yemin.
  258. ahidşiken (A.-F.) عهدشکن sözünden dönen, antlaşmayı bozan.
  259. âhîhte (far) آهيخته kınından çıkmış, sıyrılmış.
  260. ahîr (ar) آخر son, en son.
  261. âhir -i kâr کار آخر 1.sonunda. 2.sonuç.
  262. âhirbîn (A.-F.) آخربين ileri görüşlü.
  263. âhire (ar) آخره son.
  264. ahîren (ar) اخيرا geçenlerde, son zamanlarda, son olarak.
  265. âhiret (ar) آخرت öbür dünya. âhiretlik (A.-T.) 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.
  266. âhirin (A.-F.) آخرین 1.sonuncu. 2.sonrakiler.
  267. âhirkâr (A.-F.) آخرکار sonunda, nihayet.
  268. âhirülemr (ar) آخرالامر sonunda, işin sonunda.
  269. âhiz (ar) آخذ alan.
  270. ahize (ar) آخذه alıcı gereç.
  271. ahkâm (ar) احکام hükümler.
  272. ahlâf (ar) اخلاف halefler.
  273. ahlâk (ar) اخلاق huy, ahlak.
  274. ahlâk -ı amelî عملی اخلاق uygulamadaki ahlak anlayışı.
  275. ahlâk -ı hasene حسنه اخلاق iyi huy.
  276. ahlâk -ı nazarî نظری اخلاق teorideki ahlak anlayışı.
  277. ahlâk -ı zemîme ذميمه اخلاق kötü huy.
  278. ahlâken (ar) اخلاقا ahlakça.
  279. ahlâkiyat (ar) اخلاقيات ahlak bilgisi.
  280. ahlâkiyûn (ar) اخلاقيون ahlakçılar.
  281. ahlâm (ar) احلام 1.karmakarışık rüyalar. 2.düşazmalar.
  282. ahlât (ar) اخلاط salgılar.
  283. ahlât -ı erba'a اربعه اخلاط dört özsuyu kan, salya, safra, dalak.
  284. ahmak (ar) احمق budala, aptal, ahmak.
  285. ahmakâne (A.-F.) احمقانه ahmakça.
  286. ahmakî (A.-F.) احمقی ahmaklık.
  287. ahmer (ar) احمر kırmızı, kızıl.
  288. ahrâm (ar) احرام 1.kutsal yerler. 2.haremler. 3.hanımlar, eşler.
  289. ahrâr (ar) احرار özgürler.
  290. ahrârâne (A.-F.) احرارانه özgürce.
  291. ahrâs (ar) احراس koruyucular, muhafızlar.
  292. ahret (ar) آخرت öbür dünya, ahiret. ahretlik (A.-T.) 1.ahiret kardeşi. 2.evlat edinilen öksüz.
  293. ahsâs (ar) احساس duygular.
  294. ahsen (ar) احسن en güzel.
  295. ahşâ' (ar) احشاء 1.iç organlar, 2.bölgeler, yöreler.
  296. ahşâb (A.>T.) اخشاب 1.ahşap. 2.keresteler.
  297. ahşâm (ar) احشام maiyet.
  298. ahtâb (ar) احطاب odunlar.
  299. ahtâr (ar) اخطار tehlikeler.
  300. âhte (far) آخته 1.iğdiş edilmiş. 2.kınından çıkarılmış.
  301. ahter (far) اختر yıldız.
  302. ahter -i dünbâledâr دار دنباله اختر kuyruklu yıldız.
  303. ahterbîn (far) اختربين astrolog, yıldızbilimci.
  304. ahterşinâs (far) اخترشناس yıldızbilimci.
  305. ahterşümâr (far) اخترشمار 1.yıldızbilimci. 2.geceleri uyuyamayan.
  306. ahu (ar) اخو kardeş.
  307. âhû (far) آهو ceylan, karaca.
  308. âhûbere (far) آهوبره ceylan yavrusu.
  309. âhûdil (far) آهودل ödlek, korkak.
  310. âhund (far) آخوند molla, hoca.
  311. âhûnigah (far) آهونگاه ceylan bakışlı.
  312. âhur (far) آخر ahır.
  313. âhuvân (far) آهوان ceylanlar.
  314. âhûvâne (far) آهوانه ceylan gibi.
  315. âhüvâh (far) واه و آه feryat, sızlanma, hayıflanma.
  316. âhüvâveylâ (F.-A.) واویلا و آه feryat, âh çekme, figan etme.
  317. âhüzâr (far) زار و آه âh çekip inleme.
  318. ahvâl (ar) احوال haller, durumlar.
  319. ahvâl -i âdiye عادیه احوال olağan haller.
  320. ahvâl -i sıhhiye صحيه احوال sağlık durumu
  321. ahvef (ar) اخوف en korkunç.
  322. ahvel (ar) احول şaşı.
  323. ahyâ (ar) احيا diriler.
  324. ahyâl (ar) اخيال yılkılar.
  325. ahyânen (ar) احيانا arasıra, kimi zaman.
  326. ahyâr (ar) اخيار iyiler.
  327. ahyât (ar) اخياط iplikler.
  328. ahz (ar) اخذ alma. ahz ü kabul etmek alıp kabul etmek.
  329. ahzâb (ar) احزاب 1.kütleler. 2.partiler. 3.Ahzâb sûresi.
  330. ahzân (ar) احزان hüzünler.
  331. ahzar (ar) اخضر yeşil.
  332. ahzen (ar) احزن çok hüzünlü. ahzetmek almak.
  333. ahzüi'tâ (ar) عطا و اخذ alış veriş.
  334. ahzükabz (ar) قبض و اخذ alıp sahip çıkma.
  335. âid (ar) عائد 1.ait, ilişkin. 2.geri dönen.
  336. âidât (ar) عائدات gelirler, aidat.
  337. âide (ar) عائده kâr, kazanç, gelir.
  338. âika (ar) عائقه engel.
  339. âile (ar) عائله 1.aile. 2.eş, karı.
  340. ailevî (ar) عائلوی aile ile ilgili.
  341. âjeng (far) آژنگ buruşuk, cilt kırışığı.
  342. âk (ar) عاق serkeş.
  343. akab (ar) عقب 1.arka, art. 2.topuk, ökçe.
  344. akabât (ar) عقبات 1.yokuşlar. 2.tehlikeli anlar.
  345. akabe (ar) عقبه 1.geçilmesi güç geçit. 2.yokuş. akabinde (A.-T.) ardından.
  346. akâid (ar) عقائد inançlar, akideler.
  347. akâmet (ar) عقامت 1.verimsizlik, durgunlaştırma, aksatma. 2.kısırlık.
  348. akar (ar) عقار kazanç sağlayan mülk.
  349. akarât (ar) عقرات kazanç sağlayan mülkler, akarlar.
  350. akbeh (ar) اقبح çok çirkin.
  351. akd (ar) عقد 1.düğümleme, bağlama. 2.nikah. 3.kararlaştırma. 4.kurma.
  352. akdâh (ar) اقداح kadehler.
  353. akdâm (ar) اقدام ayaklar. akdedilmek yapılmak, uygulanmak, icra edilmek.
  354. akdem (ar) اقدم önce, önceki.
  355. akdes (ar) اقدس en kutsal. akdetmek/ eylemek yapmak, uygulamak, icra etmek, imzalamak, antlaşma yapmak, sözleşme yapmak.
  356. akıbet (ar) عاقبت son.
  357. âkıbetbîn (A.-F.) بين عاقبت sonu gören, ileri görüşlü.
  358. âkıbetendîş (A.-F.) اندیش عاقبت sonunu düşünen.
  359. âkıbetülemr (ar) الامر عاقبت sonunda.
  360. âkıl (ar) عاقل akıllı, akıl sahibi.
  361. akıl (ar) عقل akıl.
  362. âkılâne (A.-F.) عاقل akıllıca.
  363. âkıle (ar) عاقله akıllı kadın.
  364. âkır (ar) عاقر 1.kısır. 2.verimsiz.
  365. âkid (ar) عاقد akit yapan.
  366. akîde (ar) عقيده inanç, akide.
  367. akîdefurûş (A.-F.) فروش عقيده inanç tüccarı.
  368. akîk (ar) عقيق akik taşı.
  369. âkil (ar) آکل yiyen.
  370. akîm (ar) عقيم 1.kısır. 2.sonuçsuz. akim kalmak gerçekleşememek, sonuçsuz kalmak.
  371. akis (ar) عکس yansıma, aksetme, akis.
  372. akl (ar) عقل akıl.
  373. akl -ı bâliğ بالغ عقل ergin.
  374. akl -ı evvel اول عقل Tanrı.
  375. akl -ı küll کل عقل 1.doğadaki genel uyum. 2.Cebrail.
  376. akl -ı mücerred مجرد عقل soyut akıl.
  377. akl -ı selim سليم عقل sağduyu.
  378. aklâm (ar) اقلام 1.kalemler. 2.yazı gereçleri. 3.devlet daireleri.
  379. aklen (ar) اقلا akılca.
  380. aklıselim (A.-F.) سليم عقل sağduyu.
  381. aklî (ar) عقلی akılca, akıl bakımından, rasyonel.
  382. akliyye (ar) عقليه akılcılık, rasyonalizm.
  383. akliyyûn (ar) عقليون akılcılar, rasyonalistler.
  384. akm (ar) عقم kısırlık.
  385. akmâr (ar) اقمار aylar.
  386. akmişe (ar) اقمشه kumaşlar.
  387. akrabâ (ar) اقرباء akraba, yakınlar.
  388. akran (ar) اقران yaşıtlar.
  389. akreb (ar) اقرب en yakın.
  390. akreb (ar) عقرب 1.akrep. 2.saat ibresi.
  391. akrebek (A.-F.) عقربک saati gösteren ibre.
  392. aks (ar) عکس yansıma, akis.
  393. aks -i müddeâ مدعا عکس çatışkı.
  394. aks -i sedâ صدا عکس yankı.
  395. aksâ (ar) اقصی uzak, en son.
  396. aksâ -yı emel امل اقصای ülkü, ideal.
  397. aksâ -yı şark شرق اقصای Uzakdoğu.
  398. aksâm (ar) اقسام kısımlar, bölümler.
  399. aksâm -ı sâire سائره اقسام diğer kısımlar, öbür bölümler.
  400. akser (ar) اقصر en kısa. aksetmek yansımak, vurmak.
  401. aksî (ar) عکسی 1.inatçı. 2.ters, zıt. 3.huysuz.
  402. aksülamel (ar) العمل عکس tepki, reaksiyon.
  403. aktâ' (ar) اقطاع 1.kesmeler. 2.beylik araziler.
  404. aktâb (ar) اقطاب 1.kutuplar. 2.azizler. 3.efendiler.
  405. aktâr (ar) اقطار taraflar, yöreler.
  406. aktâr-ı cihân جهان اقطار dünyanın her tarafı.
  407. akûr (ar) عقور azgın, kudurmuş, saldırgan.
  408. akûrâne (A.-F.) عقورانه kudurmuşçasına.
  409. akvâl (ar) اقوال sözler.
  410. akvâm (ar) اقوام kavimler.
  411. akviyâ (ar) اقویا kuvvetliler.
  412. âl (ar) آل 1.aile. 2.sülale. 3.evlat.
  413. âl (ar) عال yüce, yüksek.
  414. alâ (ar) علاء yücelik, şeref.
  415. alâ (ar) علی üst, üstü, üzeri.
  416. alâeyyihâl (ar) حال ای علی her nasıl olsa.
  417. âlâf (ar) آلاف binler.
  418. alâhide (ar) عليحده tek başına, başlı başına.
  419. alâik (ar) علائق alakalar, ilgiler.
  420. alâim (ar) işaretler, alametler.
  421. alâim-i semâ سما علائم gökkuşağı.
  422. alak (ar) علق 1.kan pıhtısı. 2.sülük.
  423. alâka (ar) علاقه ilgi, alaka.
  424. alâkabahş (A.-F.) بخش علاقه ilgilendiren, ilgili.
  425. alâkadar (A.-F.) دار علاقه ilgili, alakalı. alâkadar etmek ilgilendirmek. alâkadar olmak ilgilenmek.
  426. alakadârân (A.-F.) داران علاقه ilgililer.
  427. alâkadrilimkân (ar) علاقدرالامکان olabildiğince.
  428. âlâm (ar) آلام elemler, acılar.
  429. alâmât (ar) علامات işaretler, alametler.
  430. alâmet (ar) علامت işaret, iz, alamet, belirti. 2.çok iri.
  431. âlât (ar) آلات aletler.
  432. alâvechi (ar) علِی وجه üzere
  433. alâvefk (ar) وفق علی uygun olarak.
  434. âlâyiş (far) آلایش 1.bulaşma. 2.gösteriş.
  435. aleddevam (ar) الدوام علی sürekli.
  436. alef (ar) علف 1.ot. 2.hayvan yemi.
  437. aleka (ar) علقه 1.kan pıhtısı. 2.balçık.
  438. alelacele (ar) العجله علی çarçabuk.
  439. alelâde (ar) العاده علی sıradan, bayağı.
  440. alelamyâ (ar) العميا علی körükörüne.
  441. alelekser (ar) الاکثر علی çok defa.
  442. alelhusûs (ar) الخصوص علی özellikle.
  443. alelıtlâk (ar) الاطلاق علی 1.genellikle. 2.rastgele.
  444. alelicmâl (ar) الاجمال علی topluca.
  445. alelinfirâd (ar) الانفراد علی birer birer.
  446. alelistimrâr (ar) الاستمرار علی sürekli, aralıksız.
  447. aleliştirâk (ar) الاشتراک علی ortaklaşa.
  448. alelkifâye (ar) الکفایه علی yeterince.
  449. alelumûm (ar) العموم علی genellikle, genelde, genel olarak.
  450. âlem (ar) عالم dünya; evren.
  451. alem (ar) علم 1.sancak. 2.alem. 3.nişan, alamet.
  452. âlemârâ (A.-F.) آرا عالم dünyayı süsleyen.
  453. alemdâr (A.-F.) علمدار sancaktar.
  454. âlemefrûz (A.-F.) افروز عالم dünyayı parlatan.
  455. âlemgîr (A.-F.) عالمگير 1.dünyayı fetheden. 2.dünyaya yayılan.
  456. âlemiyân (A.-F.) عالميان insanlar.
  457. âlemşümûl (ar) شمول علم dünyayı kaplayan.
  458. âlemtâb (A.-F.) عالمتاب dünyayı aydınlatan.
  459. alenen (ar) علنا açıkça.
  460. alenî (ar) علنی açık, aşikâr.
  461. âlet (ar) آلت 1.araç, alet. 2.aygıt.
  462. alettafsîl (ar) التفصيل علی ayrıntılı olarak.
  463. alettevâlî (ar) التوالی علی peşpeşe.
  464. aleyh (ar) عليه karşı, karşıt; üzerine.
  465. aleyhdar (A.-F.) دار عليه karşıt, zıt.
  466. aleyhisselâm (ar) السلام عليه selam onun üzerine olsun.
  467. âlî (ar) عالی yüce; yüksek.
  468. âlîcâh (A.-F.) جاه عالی yüksek dereceli.
  469. âlîcenâb (ar) جناب عالی 1.cömert. 2.haysiyetli.
  470. âlihe (ar) آلهه ilahlar.
  471. âlîhimmet (ar) همت عالی yüce himmetli.
  472. âlîkadr (ar) قدر عالی saygıdeğer.
  473. alîl (ar) عليل 1.hasta, hastalıklı, illetli. 2.sakat.
  474. âlim (ar) عالم bilgin.
  475. alîm (ar) عليم çok bilen.
  476. âlîmakâm (ar) مقام عالی yüksek makamlı.
  477. âlînazar (ar) نظر عالی yüksek görüşlü.
  478. âlîşan (ar) شان عالی şanı yüce.
  479. âliye (ar) عاليه yüce, yüksek.
  480. aliyyülâlâ (ar) الاعلا علی en iyisi.
  481. Allâh (ar) االله Tanrı, Allah.
  482. allâme (ar) علامه büyük bilgin.
  483. âlû (far) آلو erik.
  484. âlûbâlu (far) آلوبالو vişne.
  485. âlûd (far) آلود bulanmış, bulaşmış.
  486. âlûde (far) آلوده bulanmış, bulaşmış.
  487. âlûdedâmen (far) دامن آلوده iffetsiz.
  488. âlûdegî (far) آلودگی bulaşma, bulaşıklık.
  489. âlüfte (far) آلفته 1.iffetsiz, fahişe. 2.alışık.
  490. âmâc (far) آماج 1.hedef. 2.nişan tahtası.
  491. âmâcgâh (far) آماجگاه nişan alınan yer.
  492. âmâde (far) آماده hazır.
  493. âmâdegî (far) آمادگی hazırlık.
  494. a'mâl (ar) اعمال davranışlar, ameller.
  495. âmâl (ar) آمال emeller.
  496. âmâl (ar) آمال emeller.
  497. âmâr (far) آمار 1.sayım. 2.hesap.
  498. amd (ar) عمد kasıt.
  499. amden (ar) عمدا kasıtlı olarak.
  500. âmed (far) آمد gelme, geliş.
  501. âmedşüd (far) آمدشد geliş gidiş.
  502. âmedüreft (far) آمدورفت geliş gidiş.
  503. âmedüşüd (far) آمدوشد geliş gidiş.
  504. amel (ar) عمل 1.iş. 2.ishal.
  505. amele (ar) عمله işçi.
  506. amelen (ar) عملا bilfiil, işleyerek.
  507. amelî (ar) عملی pratik, uygulamalı.
  508. ameliyât (ar) عمليات 1.işlemler, uygulamalar. 2.ameliyat.
  509. ameliye (ar) عمليه işlem, uygulama.
  510. âmennâ (ar) آمنا diyecek bir şey yok, inandık.
  511. âmîhte (ar) آميخته karışık, karışmış.
  512. amîk (ar) عميق derin.
  513. âmil (ar) عامل 1.yapan, işleyen. 2.faktör, etken. 3.vergi memuru. 4.vali.
  514. amîm (ar) عميم yaygın.
  515. âmîn (ar) آمن amin.
  516. âminen (ar) آمنا emin olarak.
  517. âmir (ar) آمر emreden.
  518. âmirâne (A.-F.) آمرانه emredercesine.
  519. âmiyâne (A.-F.) عاميانه bayağı, avamca.
  520. âmm (ar) عام genel, yaygın.
  521. âmm (ar) عام yıl.
  522. amm (ar) عم amca.
  523. ammâ (ar) اما ama.
  524. ammâba'd (ar) امابعد maksada gelince.
  525. amme (ar) عمه hala.
  526. amûd (ar) عمود direk.
  527. amûden (ar) عمودا dikine.
  528. amûdî (ar) عمودی dikey.
  529. âmurziş (far) آمرزش 1.bağışlama, affetme.
  530. âmûz (far) آموز 1.öğrenen. 2.öğreten.
  531. âmûzgâr (far) آموزگار öğretmen.
  532. âmürzgâr (far) آمرزگار bağışlayıcı, Tanrı.
  533. âmürziş (far) آمرزش bağışlama.
  534. ân (ar) آن an.
  535. an (ar) عن –den, -dan.
  536. ân (far) ان 1.çoğul eki -ler, -lar. 2.zarf yapan ek -erek, -arak.
  537. ân (far) آن alım, cazibe, hava.
  538. an'anât (ar) عنعنات gelenekler.
  539. an'ane (ar) عنعنه gelenek.
  540. an'anevî (ar) عنعنوی geleneksel.
  541. ânân (far) آنان onlar.
  542. anâsır (ar) عناصر unsurlar, elemanlar.
  543. anâsır-ı erba'a اربعه عناصر dört unsur ateş, hava, su, toprak.
  544. ânât (ar) آنات anlar.
  545. anbean (A.-F.) آن به آن her an, gittikçe.
  546. anber (ar) عنبر amber.
  547. anberbû (A.-F.) عنبربو amber kokulu.
  548. andelîb (ar) عندليب bülbül.
  549. âne (far) انه gibi anlamını verecek şekilde sıfat ve zarf yapan son ek.
  550. anh (ar) عنه ondan.
  551. anhâ (ar) عنها ondan.
  552. anhâ (far) آنها onlar.
  553. ânî (A.-F.) آنی 1.bir an. 2.derhal.
  554. ânifen (ar) آنفا 1.az önce, demin. 2.yukarıda.
  555. âniyen (ar) آنيا bir anda, der hal, o anda.
  556. ankâ (ar) عنقا zümrütüanka,
  557. ankarîb (ar) قریب عن yakında, yakından, çok geçmeden.
  558. ankasdin (ar) قصد عن kasıtlı olarak, bile bile.
  559. ankebût (ar) عنکبوت örümcek.
  560. ansamîmilkalb (ar) القلب صميم عن içtenlikle, canügönülden.
  561. anûd (ar) عنود inatçı.
  562. âr (ar) عار utanma, ar.
  563. ar'ar (ar) عرعر 1.anırma. 2.dikenli ardıç.
  564. ârâ (far) آرا süsleyen.
  565. ârâ' (ar) آراء oylar.
  566. arâ'is (ar) عرائس gelinler.
  567. arab (ar) عرب arap
  568. arabî (ar) ع